onsdag 30. september 2020

Helseministeren sier informasjonsarbeid til minoritetsspråklige prioriteres!

Foto: Hans Dahle, Radio Latin Amerika


Radio Inter FM er en fler språklig nærradio i Oslo. Radioen har eksistert siden 1985 og har hatt sendinger på flere ulike språk gjennom årene.  Organisasjonen er drevet på frivillig basis der alle medarbeidere og sendinger er laget og gjennomført av kun frivillige. Per idag har Radio Inter FM sendinger på Tyrkisk, Azerbaijansk, Tenthaus (Norsk/Engelsk), Tamilsk, Urdu, Arabisk og Somalisk. 

Radioens formål er å formidle informasjon, bygge felleskap og trivsel, være rollemodell, oppmuntre til valgdeltagelse, friluftsdeltagelse med mer.

Jeg er en av de frivillige som bidrar til Radio Inter FM.

Flerspråklig nær radio Inter FM sammen med Radio Latin-Amerika og Utrop er blant medieorganisasjoner som er for og av folk med minoritetsbakgrunn i Norge.

I en pressekonferanse hos Caritas på mandag den 28/9, fikk vi fortalt helseministeren om den viktige kunnskapsformidlingen disse organisasjonene driver med. Vi fikk også stilt flere spørsmål knyttet til koronasituasjonen og mioritetsbefolkningen.  

Han forsikret oss om at det blir midler i statsbudsjettet til neste år for informasjonsarbeid rettet mot minoritetene. Dette håper vi at blir! 

Her er også Utrop og Radio Latin Amerika sin dekning av pressekonferansen.


Se video, produsert av Radio Latin-Amerika.

https://www.youtube.com/watch?v=zyPtOJf9gVE

Innlegg på hjemmesiden:

https://www.radiolatinamerika.no/noticias/noruega/3484-bent-hoie-innvandrerorganisasjoner-er-viktige-bidragsytere

https://www.utrop.no/nyheter/nytt/228989/


søndag 27. september 2020

Korona en çok dar gelirli insanları etkiliyor. Belediye ve hükümetlerin bunu telafi edecek politikalar gütmesi lazım!


Korona, tıpkı diğer bulaşıcı hastalıklar gibi, en çok dar gelirli insanları etkiliyor. En çok hastalanan, en çok işten cikarilan, gelirleri en çok azalan onlar. Belediyeler ve hükümet bunu telafi edecek politikalar güdüyor mu?

Norveç, Avrupa ve dünyada korona vakalarında büyük artış... Helsinki Üniversitesi Veteriner Enstitüsü’nde eğitilen köpekler, havaalanlarında koronalı yolcuları tespit etmeye başladı... Verona’da korona dönemindeki balkon aşkı Romeo ve Jülyet’i aratmıyor…

Koronayla ilgili bu ve bunun gibi güncel sorulara cevap getirmek üzere bu akşam, 27 Eylül, Norveç saatiyle saat 22, Türkiye saatiyle 23’de yine Radio inter fm 105.8 de beraberiz. Radyoyu internet üzerinden, http://interfm.no/nettradio/nettradio/ adresinden dinleyebilirsiniz. Programdan sonra konuşmanın metnini aşağıda bulabilirsiniz.

https://gulay-kutal.blogspot.com/2020/09/korona-en-cok-dar-gelirli-insanlar.html (En oppsummering på siste ukens hendelser knyttet til korona, helse- og økonomikrisen i Norge og i Oslo - på mitt morsmål, tyrkisk.)



Bu akşam sohbete, Avrupa ve dünyanın durumu ile başlayalım. Sonra Norveç’e ve Oslo’ya gelelim. Daha sonra da krizin değişik yansımalarından bahsedelim ve aşı cephesinde olan gelişmelerle sözü bitirelim.


Avrupa’nın şu anda ikinci dalganın içinde olduğu söyleniyor. Avrupa’nın neredeyse tüm ülkelerinde korona sayılarında artış var. En kötü durumda olan da İspanya’nın başşehri Madrid. Burada doktor yetersizligi oluşmuş durumda. Avrupa Birliği’nin sağlık komiseri, “Avrupa birliğindeki ülkelerin bazılarında durum, Marttaki durumu geçmiş durumda. Bu da çok endişe verici,“ diyor.


İspanya’da, tek bir günde, geçtiğimiz Cuma günü, tam 241 kişi hayatını kaybetmiş. Hastalığın gençlerden yaşlılara bulaştığı söyleniyor. Çok fazla sayıda corona vakası görülmüş olmasına rağmen, ispanya’da bile toplum hala virüse karşı dayanıksız. En çok %15 oranında bağışıklık kazanılmış durumda. 


İngiltere’de her hafta bir haftaki öncesinin iki katına çıkıyormuş vaka sayısı. Böyle devam ederse, Ekim ayının ortasında, günde 50.000 yeni vaka görülecekmiş İngiltere’de. 


Sadece Avrupa’da değil, Amerika Birleşik Devletleri‘nde de sayı artmaya devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri‘nde ölenlerin sayısı 200.000’e ulaştı. Bu da Amerika Birleşik Devletleri‘nin ikinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği asker sayısının yarısı anlamına geliyor. Hindistan ise Amerika Birleşik Devletleri’ni de geçmiş durumda.


Rusya’da, İsrail’de ve dünyanın pek çok başka ülkesinde durum kötüye gidiyor ne yazık ki. Norveç’te ise hala böyle bir ikinci dalga yaşamayacağımız umut ediliyor ama llütfen coronanın ciddiyetini unutmayalım. Avrupa’daki komşumuz ülkelerde hala günde yüzlerce kişinin öldüğünü hatırlayalım. 


Bu çarşamba günü yayınlanan rapora göre, 38. haftada 711 yeni corona vakası çıktı Norveç’te. Bir önceki haftaya göre, 768’den düşüş olmuş oldu. Buna rağmen Oslo‘nun da içinde olduğu beş bölgede ise artış oldu. 20 kişi hastaneye yattı. Yoğun bakıma yatan hasta sayısı bir oldu.



Korona krizinin tam ortasında otobüs şöförleri grev yapıyor

Bu arada, Osloda ve Norveç’in diğer kentlerine de yayılmış olan otobüs şoförlerinin görevinden söz edelim. Greve binlerce şoför katılıyor.


Tam da corona döneminde yapılan bu grev, toplumda corona bulaşması riskini arttırıyor. Tam da bu yüzden grevi daha çok hissediyoruz. Corona da bize gösterdi ki otobüs şoförleri toplumda çok önemli bir rol oynuyorlar. Ancak bu önemli ve zor göreve rağmen, ücretleri çok düşük. Norveç’te 2017’den 2018’e ortalama ücret artışı %2,9 iken, otobüs şoförlerinin maaşı sadece %1,2 oranında artmıştı.


Şimdi, biliyoruz ki, insanlar arasındaki gelir farklarının büyük olduğu ülkelerde, ekonomi de iyi gitmez. Çünkü toplumun alım gücü düşük olur ve toplumdaki bireyler arasındaki güven azalır. Dolayısıyla şoförlerin maaş artışının talebini olumlu karşılamak lazım. 


Norveç’te gelir farklarının çok büyük olmama nedenlerinden en önemlisi, toplu ücret sözleşmeleridir. Bu toplu sözleşmeler ve toplu pazarlıklar sırasında bazen grev olması da normaldir. 



Oslo’da ekstra korona önlemleri 


Norveç’te durum sabit bir hal almış gibi görünse de Oslo‘nun durumu endişe uyandırmaya devam ediyor. Osloda daha az kişinin kendini test yaptırdığı görülüyor. Oysa bu konuda duyarlı olmaya devam etmemiz lazım. Ve lütfen Oslo’da tramvay, otobüs ve T-banlarda maske takın!


Oslo’da Eylül ayı içinde 601 yeni vaka görüldü. Bu genel bir artış anlamına geliyor, ancak özellikle St. Hanshaugen, Gamle Oslo, Sagene, Stovner og Østensjø semtlerinde artış görülüyor.


Bir repredüksiyon sayısından söz ediyorduk hatırlarsınız. Bu sayı coronalı bir kişinin kendinden başka kaç kişiye virüsü bulaştırdığını gösteren bir sayı. Bu sayının 1’in altında olması gerekiyor coronayı kontrol altında tutabilmemiz için. Ancak bu sayı, Halk Sağlığı Enstitüsü’nün Çarşamba günü belirttiği üzere, şu an itibari ile 1,26. Yani virüs dağılmaya devam ediyor.


Halk Sağlık Enstütüsü ile Sağlık Bakanlığı, Oslo Belediyesi’nin, alınan önlemleri daha da sıkılaştırmasını istedi. Çünkü şu an Oslo’daki bütün bölgeler kırmızı. Ancak Oslo yerel hükümet başkanı Raymond Johanson, şimdilik yasak koymak yerine, halkın kendi insiyatifi ile önlemlere uymasını istiyor. Örneğin herkesin toplu taşıma araçlarında maske kullanmasını istiyor. 


Şimdilik getirilmeyen ancak Oslo’da hastalığın bulaşması artmaya devam ederse getirilebilecek yasaklar şunlar:


-restoran ve eğlence yerlerinin saat 10:00’da kapatılması

-restoran ve barlarda kontrolün artırılması

-özel toplantılarda 5 kişiden fazla olunmaması (şu an 10 kişi)

-Arajnmanlarda maksimum 50 kişinin bir araya gelmesi 

-lise ve üniversitelerde eğitimle ilgili olmayan aranjmanların yapılmaması

-evden çalışabilecek herkesin evden çalışmasının zorunlu kılınması


Önümüzdeki hafta sonbahar tatili haftası. Paskalya tatilinde olduğu gibi değil bu tatil; isteyenler hytta’larına gidebilecekler ve Norveç’te turist olabilecekler. Umarız bu tatil haftası coronanın yayılmasını olumsuz yönde etkilemez.



Peki ne yapacağız? Birey olarak yapabileceğimiz şey ne?

Birey olarak yapacağımız şey, özellikle çocuklar ve gençlerdeki bulaşıcılığı mümkün olduğu kadar aza indirmek, çünkü korona bunlardan toplumun diğerine, yaşlılara bulaşıyor.


Ellerimizi temiz tutmaya özen göstereceğiz. Ailemizden olmayan, aynı evde yaşamadığımız kişilerle aramızda en az 1 metre olmasına dikkat edeceğiz. Toplu taşıma araçlarında Osloda maske takacaz. Aynı aileden olmadığımız kişilerle özel toplantılarda on kişiden fazla olamayacağız ve son olarak da kendimizde soğuk algınlığı veya başka corona belirtileri görüyorsak, corona testi olacağız. Test sonucu negatif çıksa da, hastalığın belirtileri tamamen geçmeden evimizden çıkmayacağız. Çocuklarımızda da benzer belirtileri görüyorsak, onları da okula yollamayacağız.



Norveç corona ile nasıl mücadele ediyor?

Halk sağlığı enstitüsü, koronanın bulaşmasının izini süren bir ekip oluşturdu. Bu ekibin üç ana ödevi var:


-corona salgının bir anda arttığı belediyelere yardıma koşmak

-birkaç belediyeyi bir anda ve aynı anda etkileyen salgınlarda bu belediyelere destek vermek

-bir belediyeden diğerine taşımacılıkla dağılan salgın vakalarında salgının izini sürmek.


Milli corona ekibi, buna ek olarak belediyelere, alınacak önlemler konusunda yardım ediyor, oluşacak problemlerin çözümüne katkıda bulunuyor. Ekip doktorlar, bilgisayarcılar, istatistikciler ve sağlık sekreterliği eğitimi görmüş olan kişilerden oluşuyor.


Ağustos’tan bugüne kadar bu corona ekibi, tam 52 salgın vakasında belediyelere yardımcı oldu.


Epidemi sırasında bu kadar hayati bir rol oynayan Halk Sağlığı Enstitüsü çalışanlarına tehditler geldiği bildiriliyor. Bu, insanların irrasyonel tepkisi anlamına geliyor. Öte yandan, insanlarda, resmi makamların corona krizini doğru bir şekilde yönetip yönetemediğine dair bir şüphe oluştuğunu da görüyoruz.



Okullar ve yuvalar

Aslında corona vakaları artmasına rağmen, yerel eğitim bakanı İnga Marte Thorkildsen (SV), şu an itibari ile okullarda kırmızı seviyeye geçmek için neden olmadığını söylüyor. Durumu sürekli takip ettiklerini de ekliyor. Corona vakalarının sadece %6 sının yuvalara veya okullara bağlanabildiğini de belirtiyor.



Ekonomik sonuçlar

Oslo Belediyesi olarak gelecek yılın bütçesini açıkladık bu hafta. Bütçe, ne yazık ki corona salgının etkisini taşıyor. Örneğin 2021 yılı için, tam 2 milyar kronu sağlık sektöründe corona ile ilgili giderler için ayırmak durumunda kaldık. Bu giderleri devletin karşılamasını umuyoruz, ancak şu aşamada bu belli olmadığı için bu kadar parayı ayırmak zorundayız. Ancak yine de, kırmızı-yeşil Oslo yerel hükümeti olarak, vatandaşlar arasındaki sosyal farkları azaltmaya yönelik bir bütçe oluşturduğumuzu söyleyebilirim.


Corona krizi toplumda zaten var olan ekonomik farklılıkları eşitsizliği arttırdı. Araştırmalar gösteriyor ki, işten çıkarılan, permite edilenlerin çoğunluğunu düşük gelirliler ve az eğitimliler oluşturuyor. Özellikle kadınlar arasında dükkanlarda çalışanlar, kuaförler ve otel ve restoran branşında çalışan kadınlar. Bunlar permite edildikleri için gelirlerinin yüzde yirmisini kaybetmiş durumdalar; aynı zamanda aldıkları para, gelecek seneki tatil paralarına temel oluşturmuyor. Yani önümüzdeki sene yaz izni almak istediklerinde, maaşları bunu karşılamıycak. Bu da eşitsizliğe katkıda bulunuyor.


Devletten talebimiz, işsiz kalanlara iş alanları yaratılması, permite edilenlerin tüm maaşlarının karşılanması ve otobüs şöförleri gibi toplumda düşük ücretle çalışanların maaşlarının, adil bir seviyeye getirilmesi.


Oslo’da yirmili yaşlarda bir şahsın,  Ekokrim tarafından araştırılarak, şirketlere verilen corona desteğini kötüye kullanmak suçundan dört hafta gözaltına alındığını belirtmeden de geçmeyelim.


Diğer haberler:

Koronaya karşı köpekler

Finlandiya’daki Helsinki Üniversitesi Veteriner Enstütüsü nde köpekler, corona bulaşmış kişileri tespit etmek üzere eğitilmişler. Helsinki havaalanında yolculara soruyorlarmış köpek tarafından corona testi yapılmayı isteyip istemedikleri. Çok kişi de olur diyormuş. 


Köpekler virüsü koklayamıyorlarmış ancak virus bulaşmış bir kişinin hücrelerindeki değişimi koklayabiliyorlarmış. Bu da tükürük, ter veya gözyaşı içinde oluyormuş. Yolculara steril bir kompres veriliyormuş, Onlar da boyunlarına, boğazlarına ve bileklerine sarıyorlarmış bu kompresi. Kompres hemen köpeklere koklatılıyormuş. Bu işlem sadece 1 dakika sürüyormuş. 


Bu Corona salgınının ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Bu tip eğitilmiş köpekler hem havaalanlarında hem de büyük arajmanlar da çok işe yarayabilirler.


İtalya’dan bir corona aşk hikayesi

Romeo ve Jülyet, bildiğiniz gibi, Shakespeare‘in Verona‘da geçen bir oyununun baş karakterleri. Verona, corona günlerinde yeni bir aşka şahit olmuş. Tıpkı Romeo ve Jülyet gibi. Bu yeni hikayenin kahramanlarının adı ise Paula ve Michelle. 


Doğduklarından beri aynı yerde yaşamalarına rağmen hiç karşılaşmamış olan bu iki kişi, corona sırasında balkonlardan şarkı söylerken tanışmışlar. Sokağa çıkma yasağı yüzünden uzun süre görüşememişler. Brbirlerine teks mesajı yazarak anlaşmışlar. En sonunda Mişel apartmanın en üst katının dışına, üzerinde Paula yazan bir afiş asınca, çiftin öyküsü tüm İtalya’ya, hatta tüm dünyaya yayılmış.


Brezilya’da her Şubat yapılan karnaval, ne yazık ki ertelenmiş. Danimarka’da dün, şimdiye kadar kaydedilen en çok sayıda yeni vakaya raslanmış: bir günde tam 678 kişi!


Amerika Birleşik Devletleri‘nin en meşhur kültür kurumlarından biri olan Metropolitan operası da hala kapalı. Operanın açılışı Eylül 2021’e ertelendi.


Aşı

Çin, yılbaşından önce tam 610 milyon doz corona aşısı üretecekmiş. Gelecek yıl ise kapasiteyi 1 milyar doza arttıracaklarmış. Şu an itibari ile Çin’de insanlar üzerinde 11 tane aşı deneniyor.


Programımızı olumlu bir haberle bitirelim. Marsilya hastanelerinin birinde profesor ve müdür olan Fransız mikrobiyolog Didier Rault’a göre, Corona daha az tehlikeli olmaya başlamış. Bu profesor, Fransa’da vaka sayısı artarken, ölen sayısının ilk dalgadakinden daha az olmasını da buna bağlıyormuş.




Kaynaklar:

-21-27 Eylül. Aftenposten gazetesi

-25 Eylül. abc Nyheter

-www.fhi.no

- www.oslokommune.no 


søndag 20. september 2020

Biz koronadan çok sıkıldık ama koronada değişen hiçbir şey yok!

Jan T. Espedal (foto)
Avrupa’nın birçok kentinde olduğu gibi, Oslo’da da korona yine tırmanışa geçti ve son iki haftadaki yeni vaka sayısı 447’ye ulaştı. Önümüzdeki hafta, Oslo Belediyesi’nin korona önlemlerini yeniden sıkılaştırılması bekleniyor. Bu önlemler neler olabilir?

Corona testi yapıldıktan sonra sonuç negatif ise mi sevinecegiz, pozitif ise mi? Test sonuçlarının halka açıklanmasında kavram kargaşası mı yaşanıyor?

Virüsün değişik mütasyonları oluştu. Aşı bizi bunların hepsine karşı koruyabilecek mi?

Koronayla ilgili bu ve bunun gibi güncel sorulara cevap getirmek üzere bu akşam, 20 Eylül, Norvec saatiyle saat 22, Türkiye saatiyle 23’de yine Radio inter fm 105.8 de beraberiz. Radyoyu internet üzerinden, http://interfm.no/nettradio/nettradio/ adresinden dinleyebilirsiniz. (En oppsummering på siste ukens hendelser knyttet til korona, helse- og økonomikrisen i Norge og i Oslo - på mitt morsmål, tyrkisk.)



Biz koronadan çok sıkıldık ama koronada değişen hiçbir şey yok!


Biz koronadan çok sıkıldık ama korona hiç bizden sıkılmışa benzemiyor. Avrupa’nın birçok kentinde olduğu gibi, Oslo’da da korona yine tırmanışa geçti ve son iki haftadaki yeni vaka sayısı 447’ye ulaştı. Bu, bundan önceki 14 güne göre %111 artışa tekabül ediyor. Böyle devam ederse, belediyenin koronaya yakalananları tespit edip edemeyeceğinden emin olunmadığını söylüyor Oslo Yerel Sağlık Bakanı Robert Steen.


Hafta başında, Asker’deki bir ortaokulda bir öğretmenin korona olması nedeniyle 180 öğrenci ve çalışan karantinaya alındı. 


Osloda son gün içinde 55 yeni vaka kaydedildi. Dolayısıyla son bir haftada 245 yeni korona vakası kaydedilmiş oldu. Sağlık Bakanlığı bu durumdan endişeli. Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece, Oslo’da durum sakin görünüyordu, ancak dün gece Grunerløkka’da bir sokak partisi gözlendi. Blå adlı gece kulübünün yakınlarında, gece yarısından biraz önce 30-40 gencin toplandığı görüldü. Yanlarında müzik aletleri olan gençlerin dans ettiği ve içki içtiği Görülüyordu. Ne yazıkki bu tür tablolara müsaade edemeyiz. Tedbiri elden bırakamayız. Biz coronadan çok sıkılmış olsakta, coronanın kendisinde bir değişiklik olmadı. Özellikle risk grubundaki kişiler için hayati tehlike oluşturmaya devam eden bir virüs olmayı sürdürüyor.


Osloda polis, mağara partisine katılanların polisle irtibata geçmesini istiyor. Başlarına bir şey gelmeyeceğini de garantisini veriyor.


Bu durumda semt uzman doktorları (“bydelsoverlegene”), korona belirtileri görülmesi durumunda bir an önce karantinaya girilip hemen test yaptırılması gerektiğini söylüyorlar, semptomlar hafif olsada.


Bu yüzden önümüzdeki hafta, Oslo Belediyesi’nin korona önlemlerini yeniden sıkılaştırılması bekleniyor. Bu hafta sonu da korona vakaları artmaya devam ederse, Oslo’da da Bergen’deki gibi daha sıkı tedbirler alınabilir. Oslo, Avrupa’nın en kırmızı kentlerinden biri olabilir yakın zamanda. Dolayısıyla Oslo Yerel Sağlık Bakanı Robert Steen, Bergen’deki uygulamaların Oslo’da da yapılmasının olası olduğunu söyledi. Peki ne bu uygulamalar?


  • Toplu taşımacılıkta, 1 metre mesafenin korunamayacağı durumlarda maske kullanmak zorunluluğu

  • Özel toplantılarda en çok 10, resmi aranjmanlarda da en çok 50 kişinin bir araya gelebilmesi.

  • Belediyeye bağlı sağlık kurumlarında, ziyaretlere haftada en çok 1 saat olmak üzere kısıtlama getirilmesi.

  • Alkol içilen yerlerde ve restoranlarda kimlik gösterme zorunluluğu ve mekanda kimlerin olduğunun listesinin tutulması zorunluluğu

  • Belediye çalışanlarının arasında, evden çalışabilen herkesin evden çalışması.


Belirttiğimiz gibi bu önlemler şu an itibarıyla Bergen’de alınmış durumda, ama Oslo’daki tablo Bergen’e benzemeye devam ederse önümüzdeki haftadan itibaren aynı önlemlerin Oslo’da da alınması söz konusu.


Osloda otobüs şoförleri bugün greve gitti. Otobüslerin çalışmamasının diğer toplu taşımacılık araçlarında yığılmaya yol açabileceğinden endişeleniyor. Otobüse, tramvaya binmesi gerekmeyenler, binmesin.


Salı günü itibari ile hastanede tedavi gören 18 koronalı hasta vardı. Bunlardan hiçbirisi yapay solunum yani respirator kullanmıyordu.



Test

Dinleyicilerimize korona testi yaptırmalarını önerelim eğer kendilerinde korona belirtileri görürlerse belırt ıler hafıf de olsa! 

Test yaptırıldıktan sonra cevaplar helsenorge.no adresinden, internetten öğrenilebiliyor. Yalnız değişik belediyeler, teste değişik cevaplar verebiliyor. Örneğin Oslo belediyesi, koronaya rastlandı ya da rastlanmadı (påvist / ikke påvist) diye cevap veriyor. Viken’deki bir başka belediye ise, negatif ya da pozitif diye cevap veriyor. Negatif diye cevap gelince, korona virüsüne yakalanmadığınız anlamına geliyor. Pozitif diye cevap gelince ise, virüsün size bulaştığı anlamına geliyor. 


37. hafta itibarıyla Norveç’te 895.517 kişi test edildi, yani nüfusun %17’si. Test edilenler arasında %0,80 ile 0,90 arasında koronaya rastlandı. Oslo’da ise oran oldukça yüksekti: test edilen her 100 kişi de 2,2 kişi de koronaya rastlandı.


Belediyelerin nüfusun %1 buçuğunu her an test edebilme kapasitesine sahip olması lazım. Gerekirse de bu kapasiteyi %5’e kadar artırabilmeleri gerekiyor. Test sonuçlarının çok çabuk çıkması da gerekiyor. Halkın en sevdiği sağlık görevlisi haline gelen Nakstad, belediyelerin test kapasitesini arttırmakla görevli çalışmaların başına getirildi. Belediyenin %82’si kapasitelerini iyi buluyor, fakat geri kalanının kapasitesini arttırması lazım, diyor.



Test sonucu negatif olsada, yani korona görülmese de, hastalığın semptomları devam ettiği sürece evden çıkmamamız gerekiyor. Hastalığın semptomları geçtikten bir ya da iki gün sonra tekrar işe gidebiliriz. 



Dünya

Dünyaya bakacak olursak, ABD’de  koronadan ölenlerin sayısı 200.000’e ulaştı. Tüm dünyaya bakacak olursak, 213 ülkede 30 milyonu aşkın korona vakası kaydedildi. Neredeyse 1 milyon kişi ne yazık ki hayatını kaybetti. 61.000 kişi hala koronayla mücadele ediyor, iyileşmeye çalışıyor.


Ölüm vakası bakımından Amerika Birleşik Devletleri‘ni sırasıyla Brezilya, Hindistan, Meksika, İngiltere, İtalya, Peru, Fransa, İspanya, İran, Kolombiya, Rusya, Güney Afrika ve Arjantin izliyor. Hem toplam ölüm açısından, hem de nüfusa göre korona vakası oranı açısından, Türkiye aşağı sıralarda ve Danimarka’ya biraz geçmiş görünüyor.


Şu anda Avrupa’da hemen hemen tüm ülkeler kırmızı. İsveç’te toplam ölümü sayısı 5864, Danimarka’da 635, Norveç’te 266, Finlandiya’da 339 ve İzlanda‘da 10. İsveç’in başlangıçta yeterince tedbir almadığı tartışılmıştı, hala da tartışılıyor. 


Geçen hafta, Lesbos Adası’ndaki mülteci kampında çıkan yangından söz etmiştik. Bu yangın sonucu Moria kampı tamamen tahrip olduğu için, adada yeni bir kamp kurulmaya başlandı. 11.000 tane mültecinin kısa zamanda buraya yerleştirileceği söyleniyor. Ve bütün kamp sakinleri test edilecek. Korona hepimizi etkiliyor, ancak dünyada en zor durumda olan gruplardan birisi de bu mülteciler. Norveç’in bu kamplardan daha çok mülteci alması gerektiği şeklindeki talebimizi tekrarlamak istiyorum.


Bu arada Afrika’nın korona virüsüne neden daha çok yakalanmadığı bütün dünyaca merak ediliyor. Sahara’nın güneyi, dünyanın en az korona görülen bölgesi. Güney Afrika’da çok sayıda ölüm oldu, ama bunun dışında diğer Afrika ülkelerinde fazla korona vakasına rastlanmadı. Halbuki buradaki hijyenik koşulların, sosyo-ekonomik koşulların bu bölgede yaşayan insanları koronaya daha çok maruz bırakacağı düşünülüyordu. 


Kenya Medical Research Institute bile, bunun nedenini anlayamadıklarını söylüyor. Mayıs ayında Kenya’da İspanya’da olduğu kadar çok vaka olduğu düşünülüyor. Buna rağmen İspanya’da 27.000 kişi koronadan ölürken, Kenya’da sadece 100 kişi ölmüş! Bunun bir açıklaması, Afrika nüfusunun genç nüfus olması. Diğer bir açıklaması da, Afrika’daki bu ülkelerin dış dünyayla ilişkisinin çok fazla olmaması.


Orta Doğu’ya gelince, Israil yeniden kapanıyor. İsrail’de Covid-19’dan ölenlerin sayısı 1 milyon kişi de 127 kişi. Bu sayı Türkiye’de 86. Norveç’te ise 49. Aftenposten, Türkiye’nin sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın söylediği bir sözü alt başlık yapmış: “Koronayla teker teker mücadele edemeyiz, ancak birlikte olursak bu savaşı kazanabiliriz,“ demiş.


İtalya’nın eski başbakanı Berlusconi, Pazartesi günü korona sebebiyle yatırıldığı hastaneden 11 gün sonra çıktı. 83 yaşındaki eski Başbakan, “ölümü bir kere daha kandırdım,” diyerek, bu hastalıktaki sürecin hayatının belki de en zor deneyimi olduğunu söyledi.


Dünya sağlık örgütü, WHO, günlük ölüm sayısının Ekim ve Kasım’da, Avrupa’da daha da artacağının beklendigini söyledi.



Virüs hakkında

Virüs mutasyona uğramış durumda, yani çeşitli türleri oluşmuş durumda. Ancak Halk Sağlığı Enstitüsü’nün belirttiğine göre, bu değişik türler arasındaki farklar çok büyük değil. Yani hastalık ana hatlarıyla aynı.


Şu an itibariyle dünyada en yaygın koronavirüs çeşidi, Avrupa da görülen çeşidi. Örneğin Vietnam’da koronadan kurtulundu, ama sonra ikinci bir dalga geldi; bu ikinci dalgadaki virüs, Avrupa tarzı virüs oldu. Aşı bulunduğu zaman, bu aşının tüm korona çeşitlerini önleyecebileceği belirtiliyor, ancak 1-2 yıl geçtikten sonra virüsün o kadar değişik çeşitleri çıkabilir ki, yine yeni aşı olmak gerekebilir. 


Norveç’te korona vakasına görülenlerle ilgili yapılan araştırmada, hastanede tedavi görmesi gerekecek kadar ağır vakaların, altta yatan diğer sağlık sorunları olduğu tespit edildi. Bu sorunların başında kalp hastalıkları, kanser, diyabetes, kronik akciğer rahatsızlığı, astım, aşırı kilo, vs geliyor. 



Aşı

Dünya nüfusunun sadece %13’ünü oluşturan zengin ülkelerin, aşının %50’sinş halihazırda kendine ayırdığı, satın aldığı bildiriliyor 18 Eylül tarihli Aftenposten gazetesinde. Bu bilgi, Oxfam Adlı, İngiliz bir yardım organizasyonunun hazırladığı bir raporda belirtilmiş. Ben de Norveç sağlık bakanına, Norveç’in Güney Afrika ile birlikte, aşının dünyada adil bir şekilde dağıtılması için kurulan kurulun başkanlığını yaptığını hatırlatıp, o zaman nasıl olupta zengin ülkelerin aşıyı çoktan temin ettiklerini sormak istiyorum.


Bir de bu arada tabi normal grip aşısı söz konusu. Bu sene Norveç 1 200 000 adet grip aşısı satın aldı. Bu, geçen seneden 400.000 adet daha fazla. Ancak yine de tüm risk gruplarındaki kişiler bu aşıyı almak isterlerse, herkese yetecek kadar aşı yok. Bu yüzden halk sağlığı enstitüsü, grip aşısının belediyelere satışını durdurdu. Aşının öncelikle, risk grubundaki kişilere dağıtılabilmesini sağlamak için.


Bu arada Eczacılar Birliği de bu sayıya ek olarak, 300.000 adet daha grip aşısı ısmarlamış. Halk Sağlığı Enstitüsü, bu aşının nasıl dağıtılacağını açıklayacak. Risk gruplarına aşı, 40 ila 43. haftadan önce verilmeyecek. Tabii grip aşısının koronaya yaramadığını da burada belirtelim. 




Norveç

Prens Håkon, eşiyle birlikte, Norge gemisine binerek Kristiansund’u ziyaret ettiler. Sokaklarda dolaştılar, insanlarla konuştular, politikacılar kültür aktörleriyle, sağlık çalışanları ile sohbet ettiler ve korona epidemisiyle nasıl mücadele ettiklerini dinlediler. İki haftadır diğer başka şehirlere de uğrayan Norveç prensi ve prensesi, geçtiğimiz cuma günü Stavanger’e vardılar. Prens de herkesin artık koronadan sıkıldığını anladığını söylüyor, ama dayanmaktan başka çaremiz yok diyor.


Acil yardım telefonunu arayarak yardım isteyen, intihar teşebbüsu gösteren kişilerin sayısı marttan bu yana iki kat arttı. Koronanın, zaten psikolojik sorunları olan kişiler üzerinde etkisinin daha da çok olduğu görülüyor.



Ekonomi

Yüzlerce SAS pilotu işini kaybediyor.


Dünyaca ünlü, Microsoft’un kurucusu bill gates‘in eşi bir vakıf yönetiyor kocasıyla birlikte. Yaptığı açıklamalarda, iyi işleyen bir sağlık sisteminin her ülke için ne kadar önemli olduğunu ifade ediyor. Bence bu çok önemli, çünkü refah devletlerinde, güçlü bir devlet sağlık sisteminin hem sağ hem sol ideolojiler tarafından desteklendiğini gösteriyor. Bu da olumlu bir şey. 


Hükümet, çocuklarının gittiği okul ya da yuva korona yüzünden kapatılan velilere fazladan izin günü veriyor.



Kültür

1500 değişik kültür aktörü devletten 1.4 milyar değerinde korona yardımı talebinde bulundu. Kültür Müdürlüğü ise buna 950 milyon kron ayırdı. Dolayısıyla kültür çalışanlarının pek çoğu istedikleri desteği alamamış oldu.


Lars Ellingsen Adlı bir ressamın sergisinden de söz etmek istiyorum. Bu ressam geçtiğimiz sene, dört hafta içersinde babasını kanserden kaybetmiş. Bu olay üzerine resim çizemez, resim yapamaz olmuş. Ondan sonra tam resim yapmaya başladığında, bu sefer de korona çıkınca yeniden paralize olmuş. Kendisi hayatın dışında kalmaya, izolasyonu tahammül edemediğini söylüyor. Ancak şimdi korona süresince yaptığı resimlerini sergiliyor Oslo-Tjuvjolmen, galeri Brandstrup’daki sergisinde.





søndag 13. september 2020

Korona aşısı dünyaya adaletli bir biçimde dağıtılabilecek mi?

Foto: Afshin Ismaeli, Aftenposten 11.9.20

Dünyaya korona aşısını adaletli bir biçimde dağıtmak için kurulan komisyonun başkanlığını Norveç yapacak! Norveç, Güney Afrika’yla birlikte, dünyada aşıların, ilaçların ve test aletlerinin adil bir şekilde dağıtılması için kurulan komisyonun başkanlığına seçildi. 

Norvec’te salgın, yerel vakalarla yeniden yükselişe geçti. Ya Lesbos Adası’ndaki mülteci kampında, yanmış oyuncaklarının yanındaki çocukları koronadan kim koruyacak?

Koronayla ilgili bu ve bunun gibi güncel sorulara cevap getirmek üzere bu akşam, 13 Eylül, Norvec saatiyle saat 22, Türkiye saatiyle 23’de yine Radio inter fm 105.8 de  beraberiz. Radyoyu internet üzerinden, http://interfm.no/nettradio/nettradio/  adresinden dinleyebilirsiniz.

Programdan sonra konuşmanın metnini aşağıda bulabilirsiniz.

(En oppsummering på siste ukens hendelser knyttet til korona, helse- og økonomikrisen i Norge og i Oslo - på mitt morsmål, tyrkisk.)



Öncelikle bu geç saatte bizi dinleyen herkese teşekkür ederim. Zamanımızın kısıtlı oluşundan dolayı geçen haftanın önemli olaylarına çabuk çabuk da ineceğiz.


Bu akşam, Oslo ve Norveç’te hastalığın geldiği noktadan bahsedeceğiz. Oslo Belediyesi ve Norveç Hükümeti cephesinde konuyla ilgili gelişmelerden, aşıyla ilgili gelişmelerden, epideminin çeşitli sonuçlarından ve dünyadaki durumdan söz edeceğiz.


Sayılar
Önce geçtiğimiz hafta, Norveç’teki korona vakalarının istatistiğiyle söze başlayalım.


Norveç’te şu ana dek 860.155 kişi test edildi. 11.866 kişi de korona görüldü. 1052 kişi hastaneye yatırıldı. 233 kişi yoğun bakımda tedavi gördü. 265 kişi de hayatını kaybetti.


36. hafta itibariyle Norveç’te dokuz kişi hastanede tedavi görüyor. Bu da geçen haftaya göre altı kişi daha az.


Norveç’te koronanın yayılması hala orta seviyede seyrediyor. Sayıların artmasına, özellikle yerel bir takım hadiseler neden oluyor. Geçtiğimiz 36. haftada da artışın en önemli nedenleri, Bergen ve Fredrikstad / Sapsborg’da meydana gelen olaylardı. Bu olaylara daha sonra değineceğiz.


36. haftadaki vaka sayısı, bundan önceki dört haftanın ortalamasının neredeyse iki katıydı! Böylece haftalık toplam korona vaka sayısı, Nisan ayı başından bu yana en yüksek sayıya ulaştı. Haftanın toplam 728 vakasının 309’u, ne yazık ki bizler gibi, yabancı kökenli kişilerde görüldü.


Ancak Nisan ayına göre içinde bulunduğumuz haftadaki en önemli fark, test edilenlerin sayısı. Nisan ayında sadece at 6587 kişi test edilmişken, geçtiğimiz hafta 82.200 kişi test edildi, yani tam 12 katı. Dolayısıyla sayılar aynı olsada, şu anki durumun Nisan ayındaki durumla aynı olduğunu söyleyemeyiz.


Halk Sağlığı Enstitüsü, hastalığa yakalanan birinin hastaneye yatırılma riskini %3,9’dan 2,26’ya indirdi. Bu virüsün daha az tehlikeli olduğu anlamına gelmiyor.


Şu anda Norveç’te her 100.000 kişi başına 22 vaka düştüğü için, Norveç başka ülkeler için belirlediği “kırmızı“ ülke statüsüne, kendisi de girmiş oldu. İnsan merak ediyor: bu durumda hepimizin on gün karantinaya girmesi gerekmez miydi?


Bu artışın nedeni de yukarda değindiğimiz olaylardı. Bu artışa rağmen, hastane ve yoğun bakıma yatırılma sayılarında bir artış görmüyoruz. Bunun bir nedeni, geçtiğimiz haftalarda bulaşıcı hastalığın gençler arasında daha çok yayılması oldu. 36. haftadaki vakaların yaş ortalaması 27 idi. Buna ek olarak daha fazla kişinin test edilmesi, hafif belirtiler gösteren kişilerde COVID-19 olduğunun anlaşılmasına yaradı. Yapılan simülasyonlar, şu ana dek, toplumun %1,2’sinin koronaya yakalanmış olabileceğini gösteriyor.


Bergen’de dün, şu ana kadar kaydedilen en yüksek korona vaka sayısına gelindi: 43 kişi. Bergen’de geçtiğimiz haftada 222 yeni vaka kaydedildi! Bir kişide Bakımevi’nde öldü.


Bergen’in yerel Sağlık Bakanı, hastalığın risk gruplarına bulaşmasından ötürü kaygı duyduğunu belirtti. Dün itibarıyla görülen 43 yeni vakanın 6’sı 60 yaş üstü, 17’si de 40 yaş üstü. Hasta bakım evlerindeki (sykehjem) koruna vakalarında ölüm oranı ne yazık ki %50 civarında. Bu yüzden hasta bakım evlerinde, yeniden ziyaretleri kısıtlayıcı uygulamalara başlandı.


Bergen’de ilk vakalar öğrenci ve koro gruplarında görülmesine rağmen, şu an itibarıyla toplumun her kesimine yayılmış görülüyor. 


Teker teker birkaç vakaya değinecek olursak, Bergendeki NHH (Norges handelshøyskole)’de toplam 136 öğrenci koronaya yakalanmış durumda. Oslo’daki Bjørknes Yüksek Okulu’nda (Høyskole) da 23 öğrenci. 151 kişi de karantinada.


Sarpsborg’daki dini kutlama, al-Kadir adlı bir dini cemaat tarafından düzenlendi. Burada ortaya çıkan korona vakası yüzünden şu anda 1000 ila 2000 kişi karantinada ve 81 kişide korona görülmüş durumda. Bu yüzden al-Kadir Derneği’ne dava açıldı.


Geçtiğimiz haftalarda sansasyon yaratan, sığınaktaki parti olayından sonra iki kişi daha, yani toplam dört kişiye de, epidemi yasasına uymamak da dahil olmak üzere birkaç konuda dava açıldı.


Sarpsborg’daki bu dini kutlama, Bergen de ise üniversite öğrencileri arasında 300 kişi de korona görülmesi olayları geçtiğimiz haftaya damgasını vurdu. Her iki durum da kontrol altında olmasına rağmen önlemlerin derecesi arttırıldı. Bergen’de on kişiden fazla kişinin özel toplantılarda bir araya gelip toplanması yasaklandı.


Başbakan Erna Solberg, Perşembe günü korona durumuyla ilgili bir basın toplantısı yaptı. Artan korona vakaları sebebiyle yine daha sıkı önlemler alınabileceğini ifade etti. Hali hazırda alınan önlemlere göre 200 kişi, kültürel ve spor faaliyetlerinde bir araya gelebiliyor, ancak korona sayısındaki bu artış devam ederse, bu sayının 50 kişiye indirilmesi söz konusu olabilir. Özel evlerde buluşmalardaki sayı da 20 kişiden, 5-10 kişiye inebilir. Buna hazırlıklı olalım.


Sağlık müdürlüğü ve halk sağlığı enstitüsü, 25 Ağustos’ta,Sokaklarda,, parklarda, evlerde çokçok sayıda kişinin katıldığı partilerin yasaklanmasını önerdi, hükümet te bunu değerlendiriyor.. Ancak tüm Ülkede bir yasaklamaya gitmek istemiyor. Belediyelerin kendilerinin mahalli bir şekilde bunu düzenleyebileceğini söylüyor.

Epideminin Norveç'teki diğer sonuçları
Uçak şirketlerinde kriz yaşanmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Luftfart, SAS, Widerøe ve Norwegian, NHO bir toplantı yaptılar ve sanayi ve ulaşım bakanlarına durumlarının ne kadar vahim olduğunu anlattılar. Bakanların bu konuda ne yapacakları, bir şey yapıp yapamayacakları henüz belli değil.


Devlet korona yolsuzluklarının peşini sürmeye devam ediyor. 40 yaşlarındaki bir kişi, korona yardımı olarak verilen 600.000 kronu haksız yere aldığı gerekçesiyle dokuz ay hapse mahkum edildi. Bu kişi, iki şirkette 600.000 kron gelir kaybı olduğunu beyan etmişti, ancak bunun gerçek olmadığı anlaşıldı.


Vergi dairesinden (Skatteetaten) bildirildiğine göre, Norveç’te şirketlere toplam 6 milyar kron korona desteği verildi; 1.3 milyar değerindeki 18.000 başvuru ise ödenmeden reddedildi.


Bu arada sevindirici bir haber verelim: Osloda gençler arasındaki suç oranı geçen seneye göre büyük bir düşme gösteriyor. korona yüzünden gençlerin huzursuzluk ve sıkıntı içinde bir yaz geçirmesini önlemek üzere, oslo Belediyesi olarak pek çok aktivite ve iş imkanları sağlamaya çalıştık. Tüm Osloda 75 tane Spor kulübü nde futbol, hentbol, basket, kayak ve dans gibi pekçok faaliyet düzenlendi. 25.000 çocuk ve genç bunlara katıldık. Bir çok gence yazış imkanı sağladık. Tam 10.000 haftalık ücret ödedik bu gençlere. Tabii tek neden bu değil ama, bu tip korona faaliyetlerinin sonucunu, gençler arasındaki suç oranının düşmesi şeklinde görmek beni çok sevindiriyor.

Diğer ülkelerde durum
Türkiye’deki durumu izleyicilerimiz takip ediyordur. Biz bu programda özellikle Norveç’e ve Norveç’in etrafındaki ülkelerdeki duruma değiniyoruz.


Finlandiya, Avrupa’daki ülkeler arasında en iyi durumda olan ülkelerden biri. Bu açıdan da ülkeye gidiş geliş konusunda en sıkı önlemleri almış olan ülkeydi, ancak bu turizm açısından ve insanların gidip gelmeye alışık olduğu İsveç’e gidip gelme konusunda büyük problem yarattığı için, Finlandiya hükümeti 19 Eylül’den itibaren yeşil olarak tanımladığı ülkelerin 100.000 kişi de 8-10 vaka değil, 25 vaka olabileceğini açıkladı. Bu kıstasa göre Norveçliler ve İsveçliler, önümüzdeki haftadan itibaren, dönüşte karantinaya girme mecburiyeti olmadan Finlandiya’ya gidip gelebilecekler.


Cuma gününün bilgilerine göre, İsveç’te her 100.000 kişi başına 24 vaka, Norveç’te 22, Finlandiya’da 7,8 ve Danimarka’da 35,2 vaka görülmüştü.


Bu arada İsveç, Norveç‘ten daha iyi duruma geliyor. Norveç’te vakalar artarken, İsveç’te azalıyor. İsveç’teki devlet epidemiyolojiisti Anders Tegnell bunu üç sebebe bağlıyor:


  • İsveç halkı sağlık makamlarının önerilerine uyuyor
  • yaz aylarında sokaklarda olunduğu için daha az vaka görüldü
  • Büyük bir olasılıkla İsveç’te pek çok kişi hastalığa karşı bağışıklık kazanmış durumda. Tabi bunun kaç kişi olduğu bilinmiyor.

Avrupa’daki ülkeler arasında ise 8 Eylül itibari ile en çok korona vakası, her 100.000 kişi de 256 vakayla ile İspanyadaydı. Onu sırasıyla Fransa Hırvatistan ve Malta takip ediyordu. Norveç ise her 100.000 kişi de 20 vakayla Avrupa’daki 30 kadar ülke arasında, sondan sekizinci.


Avrupa birliği, Avrupa’da geçerli olacak yeni ve ortak seyahat kuralları belirlemek istiyor
Avrupa birliği yeni ve ortak seyahat kuralları belirlemek istiyor. Bu konuda Norveç’in Sağlık Bakanı Bent Høie de, Avrupa Birliği ile diyalog halinde. Avrupa Birliği’nin önerisine göre Avrupa’daki ülkeler için dört değişik renk kullanılacak ve bu dört renk her ülkede aynı şekilde anlamlandırılacak:


Yeşil Bölgelerin vatandaşları, birbirlerini, karantinaya girme zorunluluğu olmadan ziyaret edebilecek. Yeşil olmak, son iki haftada her 100.000 kişide 25 veya daha az sayıda korona vakası görülmesi anlamına geliyor.


Kavuniçi bölgelere gidebilmek için test sonucunun negatif olması gerekiyor. Kavuniçi olmak, son iki haftada her 100.000 kişide, 25-50 korona vakası görülmesi anlamına geliyor.


Kırmızı bölge olmak ise, son iki haftada her 100.000 kişi de 50’nin üzerinde korona vakası görülmüş olması anlamına geliyor.


Griyi ülkeler içinse, yine negatif korona testi gerekiyor.

Öte yandan, tüm dünyaya bakacak olursak, 10 Eylül‘deki vaka sayısıyla  Hindistan yeni bir rekora ulaştı: bir günde tam 95.735 kişide korona görüldü! Hindistan‘da her gün 1 milyon kişi test ediliyor. Yine 10 Eylül itibarıyla son günde ölüm sayısı 1172 idi. Hindistan, toplam 4.500.000 vakayla Amerika Birleşik Devletleri‘nden sonra ikinci sırada geliyor.


Lesbos adasındaki mülteci kampında vahim olaylar
Bu arada Yunanistan’ın, Türkiye’nin yanıbaşındaki Lesbos adasındaki mülteci kampında çok vahim olaylar olduğunu, kampta çıkan büyük bir yangın sonucu 12.000 mültecinin geceyi sokakta caddelerde geçirdiğini hatırlatalım. 


Lesbos‘daki mülteci kampında çıkan yangının sebebi de korona ayla ilgili aslında. Kampta korona vakası ortaya çıkınca, bu kişileri izole etmek üzere gelen gruba karşı protesto eylemi olarak yangın çıkmış. 


11 Eylül‘deki gazetede gördüğüm bir fotoğraf beni gerçekten çok etkiledi: bu fotoğrafta, kampta, üç yaşında bir çocuğu görüyoruz. Çocuk yanmış bir bisikletin yanında durup bisiklete bakıyor. Yüzünde ne olup bittiğini anlamamış bir ifade var. Aynı zamanda çocuğun ağzındaki maskenin, boynuna inmiş olduğunu da görüyoruz. Muhtemelen bunu kendisi yapmış. 


Oysa biliyoruz ki, küçük çocuklara maske takmak önerilmiyor. Hele hele takılan maskenin boyuna indirilip, tekrar yukarı, ağza kaldırılması hiç önerilmiyor. Yani bu resimde ne yazık ki pek çok yanlış var: en büyük yanlış elbette, üç yaşındaki küçücük bir çocuğun, demir telli yüksek duvarların arkasında bir kampta yaşamak zorunda olması. İkinci yanlış, oyun yaşındaki bir çocuğun, yanlmş bir bisiklete acı dolu gözlerle bakması. Üçüncü yanlış ise, ne yazık ki, bu çocuğun koronaya, doğru alınmış önlemlerle hazırlanmamış olması!


Bilindiği gibi Lesbos adasındaki kampta 12-13.000 kadar mülteci yaşıyor. Norveç’te hükümet Çarşamba günü, buradan 50 çocuklu ailenin Norveç’e alınabileceğini söyledi. Bence bu miktar çok az. Oslo belediye başkanı Marianne Borgen’ın da söylediği gibi, Norveç bundan çok daha fazla sayıda mülteci kabul etmeli. Nitekim pekçok belediye, daha çok mülteci almak isteyebilirdiklerini söylüyorlar. Umarım bu konuda hükümet daha çok sayıda mülteci almaya ikna edilebilir.


Aşı
Rusya’da geliştirilen aşı, hem Rusya’yı, hem dünyanın geri kalanını ikiye bölmeye başladı. Rusların yarısından fazlası aşıyı kullanmak istemiyor. Rusya şu an aşı geliştirme sürecinin üçüncü aşamasında ve 40.000 kişi üzerinde denemeye başladı.


Aşının testinin 3 aşaması var: Birinci aşamada aşının güvenli olup, çok fazla yan etkisinin olup olmadığı test ediliyor. Bu teste büyük sayıda sağlıklı kişi katılıyor. İkinci aşamada, ki bu aşamaya “bağışıklık tepkisi“ adı veriliyor, aşının işe yarayıp yaramadığı ve değişik grupların ne dozda aşı kullanması gerektiği test ediliyor. 


Üçüncü aşamada ise aşının mikroptan koruyup korumadığı test ediliyor. Bu test de çok fazla sayıda insan üzerinde yapılıyor. Ancak bu üç aşamanın hepsinde pozitif sonuç alınırsa, aşı üretilmeye başlanıyor ve piyasaya sürülüyor. Rusya’daki aşıya karşı eleştirilerin en büyük nedeni,  bu üçüncü aşamanın yapılıp yapılmadığından emin olmamak gibi görülüyor.


Dünyada aşı yarışı iyice tırmanmış durumda. Bu yarışı birincilikle tamamlayan ülke prestij, para ve güç kazanmış olacak. Yani küçük bir aşı, dünya politikasında çok büyük bir araç haline gelmek üzere. Büyük güçler korona aşısında birinci olmak için son gücüyle çabalıyor. Bu yarışmada yeni güç odakları Çin, ABD ve Avrupa. Rusya da yarışa girme çabasında. Afrika ve Latin Amerika’dan ise hiç ses çıkmıyor.


Dünyada şu an itibarıyla birinci aşamada olan 20 aşı denemesi, ikinci aşamada 16, üçüncü aşamada ise 6 aşı denemesi var. Yani hiçbir aşı üretime hazır halde değil.


Norveç, aşı konusunda Avrupa Birliği ile birlikte hareket ediyor. “Oxford aşısı“ diye bilinen ve Astra Zeneca tarafından geliştirilen bir aşıyla, ve Sanofi-GSK ve Johnson & Johnson adlı iki başka şirketle de diyalog halinde. Bu üç aşıdan ikisi üçüncü aşamada, Sanofi-GSK aşısı ise ikinci aşamada.


Norveç’in ana stratejisi, Avrupa Birliği ile işbirliği. Ancak bununla birlikte, tüm dünyaya aşı sağlayacak sistemlere de milyarlarca kron harcıyor. Bunlardan bir tanesi oOlo temelli CEPI. Bu arada gurur duyarak iletmek isterim ki, Norveç, Güney Afrika’yla birlikte, dünyada aşıların, ilaçların ve test aletlerinin adil bir şekilde dağıtılması için kurulan komisyonun başkanlığına seçildi. Bu komisyon, Avrupa Komisyonu ve Dünya sağlık örgütü (WHO) ile işbirliği içinde olacak. Yani, aşı konusunda, dünyanın Adalet Bakanı bir anlamda Norveç olacak!

Smittestopp uygulaması
Bu arada Norveç’te geliştirilen, “smittestopp” adlı uygulamanın, Google ve Apple tarafından durdurulduğu anlaşılıyor. Norveç firması olan Simula, bu programın yeni bir versiyonunu hazırladı, Ancak uzun vadede Google ve Apple ile rekabet edemeyeceği Düşünülüyor. Halk Sağlık Enstütüsü, FHI, 15 Eylül’de bu uygulamanın devam edip etmeyeceğini açıklayacak.


Diğer araştırmalar
Yeni yapılan araştırmalar, çoğumuzun halihazırda korona‘ya karşı bağışık olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni de bu virüsle, diğer mevsim virüsleri arasında benzerlikler olması. Ancak yaşlandıkça bağışıklık sisteminin hafızası ne yazıkki azaldığından, yaşlıların çoğunun koronaya karşı direnci düşmüş oluyor.


Koroda şarkı söylemek tehlikeli mi? 
Yapılan bir araştırmaya göre, şarkı söylemek, normal sosyalleşmeye göre daha fazla tükürük damlası oluşturmuyor. Ancak şarkı söylemek, kahkaha atmak kadar çok tükürük damlasına sebep oluyor. Ağustosta İngilizler tarafından yapılan bir araştırmada da, şarkı söylemenin aynı seviyede konuşmak kadar tükürüğe neden olduğunu söylüyor. 


İçinde sessiz harflerin çok olduğu şarkıları söylemek daha çok tükürüğe neden oluyor. Yapılan ölçümler tükürüklerin 1 metreden daha küçük bir alana yayıldığını gösteriyor.  Dolayısıyla koroda şarkı söyleyenlerin, aralarında en az 1 metre olması kuralına uyumaları gerekiyor. Buna ek olarak, koroda şarkı söyleyenlerin düşey mesafesine de dikkat etmek gerek. Örneğin birisi oturmuş diğeri ayakta şarkı söylüyorsa, oturmuş olan ayakta duranın tükürük alanına girmiş oluyor. Ya da kısa boyluyla uzun boylu koristler arasında, kısa boylu olanın uzun boylu olanın tükürüklerine maruz kalma şansı daha çok. Aynı şekilde yüzyüze şarkı söyleniyorsa aradaki mesafenin 1 metreden daha çok olması lazım.


Körolar birliği Genel başkanı Åsmund Mæhle, bu haberden memnun. Zaten binlerce koro çalışması yapıldı, hiçbirinde korona bulaşması olayına rastlanmadı, diyor. Norsk musikkråd ise, koroda  yanyana duranlar arasında 1,5 metre, karşılıklı duranlar arasında 2 metre olmasını öneriyor.


Bu akşamki korona söyleşimizi de burada sonlayalım . Tüm izleyenlere sağlıklı, mutlu bir hafta diliyorum. Haftaya yine görüşmek üzere