søndag 5. juli 2020

Başkaları mesafeye dikkat etmiyor diye biz de etmeyelim diyemeyiz, çünkü korona öldürücü bir hastalık olmaya devam ediyor!


Başkaları mesafeye dikkat etmiyor diye biz de etmeyelim diyemeyiz, çünkü korona öldürücü bir hastalık olmaya devam ediyor. Oslo'da kurallara uymayan gece kulüplerinin ruhsatı elinden alınabilir! Oslo'da çocuk ve gençlere yönelik yapilan pek çok yaz faaliyetinden haberimiz var mı? Korona sırasında ırkçılık ve ayrimcilikta niçin artış oldu? Hükümet, otel zinciri Scandic'in 1000 kişiyi işten çıkarmasını önleyemez miydi?


Koronayla ilgili bu ve benzeri güncel sorulara cevap getirmek üzere bu akşam, Norvec saatiyle saat 22, Türkiye saatiyle 23’de Radio inter fm 105.8 de beraberiz. Radyoyu internet üzerinden, http://interfm.no/nettradio/nettradio/ adresinden dinleyebilirsiniz. Konuşmanın metnini programdan sonra, burada okuyabilirsiniz.

Sevgili dinleyiciler,

Hepinize güzel bir yaz akşamı diliyor, bizi dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Bu hafta söze yine, korona konusunda dikkat etmeye devam etmemiz gerektiğiyle başlayalım. Norveç’te, özellikle Oslo’da, kalabalık olarak bir araya gelmek, restoran ve gece kulüplerinde aradaki mesafeye dikkat edilmemesi hem polisi hem de sağlık kurumlarını endişelendiriyor. FHI, Halk Sağlık Enstitüsü’nden Line Vold, Çarşamba günkü basın toplantısında, kişinin kendisinde hastalık belirtileri görülmese de taşıyıcı olabileceğini, bu yüzden vatandaşların disardayken korona kurallarına uymalarını istedi.

 Oslo’da da yemek ve eğlence mekanlarında mesafe ve diğer temizlik kurallarına uyulup uyulmadığı devamlı kontrol ediliyor. Oslo Yerel Yönetimi başkanı Raymond Johansen, bar ve restoranlarda 1 metre mesafe kuralına uyulmadığı taktirde, alkol ruhsatlarının ellerinden alınabileceğini söyledi. Kapalı yerlerde restoran, gece kulübü sahipleri kuralların uygulanmasını sağlıyor ama dışarıda, parklarda, gece kulüplerinin önündeki kuyruklarda durum ne yazık ki kontrol dışı ve daha vahim görünüyor.

 NRK gazetecisi Marianne Rustad Carlsen da, kendisinin de hastalık yüzünden 25 gün hastanede kaldığını, hala tam kendine gelemediğini söyleyerek herkesin hastalığı ciddiye almasını öğütlüyor.

Başkaları mesafeye dikkat etmiyor diye biz de etmeyelim diyemeyiz. Özellikle gençleri uyarıyorum. Sağlık bakanlarının önerilerini dinleyicilerimize tekrarlayalım:

·      Başkalarıyla aramızda mutlaka en az 1 metre olması gerekiyor
·      Birisi yanımıza 1 metreden çok yaklaşırsa, gülümseyerek elimizle mesafeyi hatırlatmalıyız
·      Eller hep sabunla veya antibac’la temiz tutulacak
·      Kendimizde hastalık belirtileri gördüğümüzde eve kapanıp, korona testi yaptıracağız.


Sayılar / sağlık

FHI’nin 1 Temmuz raporuna göre, Norvec’te şimdiye kadar toplam 8.861 kişide korona görüldü. 26. haftada yeni vaka sayısı 108 idi (25. haftada 107). Oslo’daki haftalık vaka sayısında düşüş oldu: 26. haftada 36, 25. hafta ise 55 idi. Oslo’da1 Haziran’dan beri çıkan vakaların, yarısından çoğu Søndre Norstrand, Alna ve Stovner’de görüldü. 1 Haziran’dan beri koronaya yeni yakalananların yaş ortalaması 20 ila 29 arasında. Norveç toplamindaki vakaların üçte biri Oslo’da olmuş durumda.

 Bir kişinin ölmesiyle, Norvec’te toplam ölen sayısı 250 oldu. Son dört haftadır korona yüzünden hastaneye yatirilanlarin sayısı 5 ya da daha az oldu. 20. haftadan beri 10 kişi yoğun bakıma alındı.

 Son altı haftadır, haftalık korona vaka sayısı 80-115 arası oldu.[1]

Norvec’te belediyelerin korona karşısında hala hazırlıklı olmadığı alanlar var. Hastalığın bulaşmasının izini sürebilmek için gerekli olan bilgisayar uygulamaları gibi pek çok gerekli uygulama, belediyelerin çoğunda uygulamaya geçirilmemiş durumda.

 Geçen hafta, Isvec’ten gelip Nordfjort Hastanesinde göreve başlayan yardımcı bir doktorda korona görüldüğünü, bu yüzden hastanede 31 kişinin karantinaya alındığını söylemiştik. 1 Temmuz’dann itibaren, Isvec’ten gelip sağlık sektöründe hizmet yapacak İsveçlilere zorunlu test uygulaması başlayacak. Oslo ve Viken’deki hastanelerde, su an 160 İsveçli sağlık görevlisi görev yapıyor. Aftenposten’in haberine göre bunlardan sadece 86’sina test yapılmış durumda. [2]

Oslo

Partidasim ve Oslo Belediye Başkanı Marianne Borgen, VårtOslo’da Cumartesi günü kendisiyle yapılan söyleşide, Oslo’lulara korona krizi sırasındaki tutum ve davranışlarından ötürü teşekkür ediyor.

 Başlangıçta durumun bir “ölüm-kalim” meselesi olduğunu söylüyor. Hükümet okulların kapanması kararıyla gelmeden önce Oslo yerel yönetiminin (“byråd”) bu konuda zaten karar almış olduğunu, kendisinin de bunun yapılacak en doğru şey olduğu konusunda hiç şüphesi olmadığını söylüyor. Oslolularin o sırada kendilerini güvende hissetmelerinin çok önemli olduğunu, bu sebeple tüm Oslo’nun kapatılıp epidemiyi kontrol altına almanın, Oslo yönetimi için birinci öncelik taşıdığını belirtiyor. Epidemiyi kontrol altına alamazsak, Oslolularin güvenini kaybederdik, diyor.

Mart’ta alınan kararların doğru olduğuna inanıyor, Marianne Borgen, ancak bu, aynı şey bir daha başımıza geldiğinde yine aynı şeyleri yapacağımız anlamına gelmiyor. Çünkü pek çok şey öğrendik. örneğin, vatandaşları kendi dillerinde bilgilendirmelerinin ve bunu çabuk sağlamanın ne kadar önemli olduğunu anladık, diyor. Marianne de bu sene yaz tatilini Oslo’da geçirecek. J

Oslo’lu 12 600 genc arasinda yapilan ve bilgilerin Yerel Egitim Bakanligi (Utdanningsetaten) tarafından toplandigi bir arastirma, yine Oslo’nun Dogusu ve Batisi arasinda buyuk farkiliklar göstermiş. Oslo’nun Batisindaki gençlerin,  korona krizi sirasinda daha cok alkol kullandigi, Oslo’nn dogusunda, ozellikle göçmen kökenli gençlerin korona önlemlerine daha cok uyduğu, arastirmanin sonuçlarından bazilari. Raporun adi, “«Oslo-ungdom i koronatiden». [3]

Kültür ve sanat

Kültür ve sanat alanında etkinlikler düzenleyen ajanslar (“eventbyrå”), sonbaharda toplu işten çıkarmalar olmasından korkuyorlar. Hükümetin, işten ayrılanların (permite) maaşını ödeme süresini 26 haftadan 52 haftaya çıkarmasını talep ediyorlar. Bu branşta faaliyetler hemen hemen sıfırlanmış durumda. Izleyiciler arasında 1 metre mesafe ve toplam 200 kişiyi asmama kuralları, 15 Agustos’a kadar devam ediyor.

Sinemalar da koronadan büyük ölçüde etkilenmeye devam ediyor. Haziran ayındaki sinema bilet satışları, geçen sene Haziran ayına göre % 78 düşme gösterdi. Hükümet sinema ve diğer kültür kurumlarındaki bilet satışlarındaki düşüşü karşılamak üzere ilk etapta 300 milyon kron bütçe ayırdı. 1 Mayis’tan itibaren kültür branşındaki aktörlerin gelir kaybını da karşılamak üzere bütçe artırıldı. 31 Augustos’a kadar toplam 3,1 milyar kronluk ödenek ayrılmış durumda. [4]

Spor / Cocuklar ve gencler

Oslo Belediyesi olarak yaz aylarinda sporla ugrasan derneklere buyuk para yardimi yapıyoruz. Spor ve yüzme için ektsra 20 milyon kronluk ödenek ayirdik. [5] Bu paralarla, ornegin Haugerud Spor Dernegi, çocuklar ve gençler için badminton, futbol, satranç, kriket gibi faaliyetler düzenliyor.  Oslo’nun yerel kultur ve spor bakani (byråd) SV’li partidaşım Omar Gamal’in da dediği gibi, “Bu yazi Oslo’da geçirecek olan gençlerin cogunun ne hyttasi, ne deniz motoru var. Bu çocuklara ve gençlere anlamli faaliyetler sunmak son derece önemli. Böylelikle zararli faaliyetlere girişmelerinin önünü de kesmis oluyoruz.”

Bu yaz 80 spor kulübü tarafından toplam 500 haftalik faaliyetler düzenleniyor. Bu faaliyetlerden 20 000 cocuk ve genç yararlanabilecek. 3 000 cocuk yüzme kurslarina katilip, yüzme öğrenebilecek.

Oslo’da korona yüzünden normal Yaz Okulu yapılamıyor, ama yine de 21 yerde, okullar ile mahalli yönetimler (bydelene) 5. ile 10. sınıf arasındaki öğrencilere bir çeşit yaz okulu sunabiliyoruz. Okullarda da yaz okulu faaliyetleri olacak. Örnegin, Mortensrud’daki Lofsrud Ortaokulu’nda baslamis olan yaz okulunda, belediyenin Mortensrud’da yapacagi, buyuk olcekli yeniden yapilanma, yeno kütüphane, yeni okul, parklar vs. konusunda gençlerin, “uzman olarak” fikir belirtmesi bu faaliyetlerden biri. “Medvirkningscamp” denen bu calisma zarfında, gençler resimler, maketler yaptılar, bölgede yasayanlarla röportaj yaptılar ve bölgenin kalkinmasina nasil bir sekil verilmesi gerektiği konusunda öneriler oluşturdular. Kampa katilan gençler, yaz okuluna tum gemclerin katilmasini öneriyorlar. Oslo’nun yerel eğitim bakani, SV’li Inga Marte Thorkildsen de, bölgelerin yeniden yapilandirilmalari sirasinda çocuklar ve gençlerle isbirligi yapilmasinin son derece önemli olduğunu soyluyor. [6]

Dinleyicilerimiz, internette “Ferieaktiviteter for barn og ungdom sommeren 2020”[7] diye yazip, arama yaparlarsa, tüm faaliyetlere ulaşabilirler. Bu faaliyetler arasinda örnegin Teknik Muze’ye 2 buyuk, 4 cocuk bir ailenin parasiz girebilmesi var.

Politik tartisma: kim karar vermeli ve yönetmelikler ne zamana kadar gecerli?

Bildiginiz gibi, olaganustu korona durumu icin hayata gecirilen ve hukumete ozel yetkiler veren gecici ”korona yasasi”, 27 Mayis’ta kaldirildi. Ancak simdi parlamentoda, yasanin geçerli olduğu surede cikarilan yönetmeliklerin yasal olarak hala geceli olup olmadigi tartisiliyor! SV olarak bu konuda Saglik Bakani Bent Høie, yönetmeliklerin hala geçerli olmasi gerekiyor.

Söz konusu yönetmelikler (“forskrift”) sunlar[8]:
1.     Covid-19 yönetmeligi
a.     Karantina, izolasyon, mesafe, kac kişinin biraraya gelebileceği
b.     Belediyenin okul ve yuvalari kapatabilmesi
c.      200 kisiden cok toplanilamamasi
2.     Dijital izleme (“sporing”)
a.     Epidinin yayilisinin izini sürebilmek için, virüse yakalanmis kişilerin kimlerle yakinlastiginin kaydedilebileceği sistem oluşturma yetkisi
3.     Kimlerin Norvec’e girip cikabilecegi
a.     Yabancilarin Norvec’e girişi
b.     Norvec’teki yabancilarin yurt disina yollanisi
4.     Ilaclarin ve tibbi malzemelerin temini
a.     Hastalik gruplari arasinda ilaç temin onceligi

Korona krizinde, tum oplumu ilgilendiren konularda karar verme yetkisi cok az kişinin elinde oldu. SV olarak, bir daha pandemi olursa, Norvec’in kapatilip kapatilmayacagina bir burokratin değil, halkin seçtiği politikacilarin karar vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu sebeple parlamentoda bir yasa degisikligi onerisi verdik. Önerimize göre, pandemi durumlarinda hukumet öneriyle gelecek ve oneri ancak parlamentoda gorusulup oylandiktan  sonra hayata geçirilebilecek. 

Dünyadan


Türkiye

Türkiye’de ölü sayisi 1 milyonda 61. Norvec’inkine yakin (1 milyonda 46). Türkiye özellikle Almanlarin Ispanya ve Italya’dan sonra, tatil icin tercih ettikleri 3. ulke.

ABD

Dünyadaki vakalarin dörtte biri ABD’de gorulmus durumda. Günde 40 000 yeni vaka goruluyor. Dunyada olenlerin sayisi yarim milyon; bunun 128 bini ABD’de.

ABD’de ayni zamanda bilgi kirliligi yasaniyor. Vatandaslarin kurumlara, verilen bilgilere guvenmemesi, verilen ogutleri dinlememesi, virusun bilincli olarak yayildigi gibi ”konspirasyon teorileri”, asiya supheyle yaklasmak gibi kuskucu davranislar dolasiyor. Tüm bunlar da elbette salginla mucadeleyi cok zorlastiriyor.

Brezilya

Brezilya’da ise bir gunde (4 Temmuz) 50 000 yeni vaka kaydedildi! Su ana dek olenleirin sayisi 62 000 civarinda.

Isvec

”Isvec’in korona trajedisi” diye baslik atmis bugun Aftenposten. Isvec, Danimarka ve Norvec’ten farkli bir strateji guderek, toplumu daha cok serbest birakti. Kuaforler, spor salonlari,, okullar vs. hic kapatilmadi. Norvec ve Danimarka, yasaklar ve uyulmasi zorunlu kurallar getirirken, Isvec makamlari daha cok ”oneriler”de bulundular. Bu stratejinin sonucu olarak Isvec’te su ana kadar 5000’den cok insan öldü. Bu sebeple tursitler de Isvec’e gelmiyor. Isvec, turizmden, 2020 yilinda su ana kadar 85 milyar Isvec kronluk geliri elde edememis durumda. [9]

Turkiye’ye ve diger ulkelere cikislar

Norvec su an hala sadece Avrupa Birligi’ne acilacak. AB’deki hangi ulkelere  gidildikten sonra karantinaya girilmeyecegi 10 Temmuz’da aciklanacak. Norvec’ten Turkiye’ye gidislerin Eylul’den once serbestlesmeyecegi tahmin ediliyor. Aftenposten’in 4 Temmuz’daki haberinde, Disisleri Bakani Mevlut Cavusoglu’nun, ”Türkiye’ye gidilmemesi seklindeki onerinin hicbir bilimsel temeli olmadigini” soyledigi belirtiliyor.

Su an Turkiye’de pek cok turizm tesisi ya kapali ya da cok az musterisi var. Örnegin Antalya’daki 1600 yatak kapasiteli bir otelde sadece 60 kisinin tatil yaptigini yaziyor gazeteler.[10]

Norwegian’in 1 Temmuz’dan itibaren Antalya’ya haftada iki ucus koydugunu da dinleyenlerimize hatirlatalim.

Türkiye’de salgin orani dusuk ama, Avrupa Birligi’nin 1 Temmuz’daki bildirgesinde de, Akdeniz’deki pek cok tatil ulkesine oldugu gibi, Türkiye’ye gidilmesi onerilmedi. Avrupa Birligi’nin. vatandaslarina tatile gidilebileceğini duyurduğu ülkeler sunlar: Cezayir, Avustralya, Kanada, Gürcistan, Japonya, Karadag, Fas, Yeni Zelanda, Rwanda, Sirbistan, Güney Kore, Tayland, Tunus ve Uruguay.

Öte yandan Ingiltere 10 Temmuz’dan itibaren, Turkiye de dahil 59 ulkeye gidildikten sonra karantina uygulamasi yapmayacak.[11]

Korona multecileri

Norvec’e bu sene multeci olarak gelenlerin sayisinda, koronaya bagli olarak muthis bir dusme var. Norvec’te, yeni korona multecileri olacagini sanmiyorum, cunku Sag hukumetin, yabancilarin Norvec’e girmesi konusundaki politikalari cok siki! 

Korona sirasinda ayrimcilik artti

Amnesty International’in raporuna gore, korona salgini sirasinda Avrupa’da ve USA’da ekstra yetkiler verilen polisin, göçmen kökenli gençlere yönelik kurumsal irkcilik ve ayrimcilikta ne yazik ki bir artis oldu. Ancak, Norvec’teki yabancilar politikalarına yönelik calismalar yapan Minotenk’in yönetim kurulu baskani Navjot Sandhu’ya gore, Norvec bu ülkelere dahil değil!

Soz konusu Avrupa ulkeleriyse, Ingiltere, Fransa, Belcika, Kibris, Sirbistan, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Ispanya, Slokvakya, Italya ve Macaristan. Örnegin Fransa’da, Fransa’nin en yoksul bölgelerinden biri olan ve cogunlukla Arap ve Afrika kökenlilerin yoğun yasadigi Seine-Saint-Denis’de, korona kurallarina uymama yüzünden, ülkenin geride kalanina gore uc kati daha cok ceza kesilmiş!

OMOD (Organisasjonen mot offentlig dikriminering) baskani Akhenaton de Leon, durdurup kimlik sorma gibi yöntemlerin, Norvec’te de daha cok yabanci kökenlilere uygulandigini soyluyor. Polisin, her kimlik sorduğunda bunu kaydetmesini öneren OMOD’un bu onerisini Antirasistisk senter, SV ve Rødt de destekliyor. [12]

Ekonomik sonuçlar

Isiszlik sayisi, Haziran ayinda Mayis ayina gore 83 000 kisi geriledi; su anda 136 000 kisi tamamen issiz olarak kayitli durumda. Bu da is gucunun %4,9’unu oluşturuyor [13]. Öte yandan, isten cikarmalar ne yazik ki devam ediyor. Gectigimiz hafta otel zincirlerinden Scandic, 1000 kisilik is gucunu isten cikardi. Biz SV ve muhalefet olarak, bunun sorumluluğunu hukumete veriyoruz. “Permite” suresini 26 haftadan 52’ye cikarsalar, bu isten cikarmalar olmaz, diyoruz! Bu sebeple, AP ve SP ile birlikte Stortinget’nin tatile ara verip, bu konuyu oylamasi onerisinde bulunduk. Ne yazik ki konu Meclis Baskanliginda 3’e karsi 4 oyla reddedildi[14]!

Bu arada Iskandinav uçak sirketi SAS’in batmamasi için Danimarka, Isvec ve Wallenberg-ailesi tam 12 milyar kron kullanirken, Norvec SAS’a, temel uçuşlara devam edebilmesi icin sadece yarim milyar kron yardim yapmis bulunuyor. Biz SV olarak bunu az buluyoruz. Ve Norvec devletinin SAS’taki hisselerini satmis olmasini eleştiriyoruz. SAS, Danimarka ve Isvec devletlerinin maliyken, Norvec’in bunun disinda kalmasini kabul etmiyoruz. Devletin hisselerini geri almasini istiyoruz. Su an bizimle ayni fikirde görünen AP’nin, 2016’da Stortinget’de hisselerin satilmasi yolunda oy kulandigini da hatirlatalim!

Det siste verden trenger nå er at land som Norge går foran og sier "hvem som helst, bare ikke oss"!

Det siste verden trenger nå er at land som Norge går foran og sier «hvem som helst, bare ikke oss».


Mens regjeringen forrige uke kunne juble for at Norge ble valgt inn i FNs sikkerhetsråd, foreslo deres største parti å nærmest avskaffe asylretten ved Norges grenser. Høyre vil heller skyve ansvaret over på andre land.
I kjølvannet av seieren i sikkerhetsrådet, som har kostet Norge blod, svette og hundretusener av kroner i rosa sokker, kan man lure på om det er slik Norge skal bli en ledestjerne for internasjonalt samarbeid og respekt for folkeretten.

VEL ETT ÅR før stortingsvalget drar Høyre innvandringskortet. De har ikke bare blitt påvirket av Frp, de vil visst være Frp.
Høyres innvandringsutvalg vil innføre en handlingsregel for innvandring. Omtrent slik vi jobber med Oljefondet. Men partiet som er opptatt av penger og skatteletter, har glemt en viktig ting. Asylpolitikk handler ikke om penger. Det handler om mennesker på flukt.

I DENNE DEBATTEN vil ikke Høyre at vi skal la oss påvirke av internasjonale kriser, men ha stø kurs, samme hva som skjer rundt oss. Med andre ord skal vi ikke ta hensyn til barna som er strandet i Moria-leiren i Hellas. Ei heller tenke på hvordan coronakrisen påvirker flyktningleirer over hele verden, hvor mulighetene for håndsprit, enmetersregler og pleksiglass er hakket færre enn her.
Ove Trellevik, Høyres innvandringspolitiske talsperson, vil gjerne at Høyre skal gå til valg på å ikke ta imot kvoteflyktninger. Og Henrik Asheim, leder i Høyres programkomité, vil at Norge som hovedregel ikke skal gi asyl i Norge, men heller inngå avtaler med «trygge tredjeland».
Det virker som at krefter i Høyre ikke vil at Norge skal delta i FN-samarbeid om verken asylsøkere eller kvoteflyktninger. Dette er en farlig tankegang.
Det siste verden trenger nå er at land som Norge går foran og sier «hvem som helst, bare ikke oss».

KONSEKVENSENE AV EN slik politikk ser vi allerede i land som Libya. Her har EU, med støtte fra Norge, betalt 3,7 milliarder for å bremse flukt over Middelhavet. Mye av pengene havner i lommene på militsen, som torturerer og utnytter flyktninger og migranter. EU fraskriver seg imidlertid ansvaret.
Politikken som Høyre foreslår er en oppskrift på mer humanitær krise og mindre samarbeid, der fattige land skal ta en enda større byrde enn i dag. Det er en politikk som baserer seg på teorier som ser forlokkende ut på papiret, men som ikke lar seg gjennomføre dersom vi er seriøse på å opprettholde våre menneskerettslige forpliktelser.

VI TRENGER EN asyl- og innvandringspolitikk som forholder seg til virkeligheten, og som setter barn og menneskers rettigheter i sentrum. Ikke fordi vi vil at alle skal komme hit, men fordi vi vil ta vår del av ansvaret og fordi det en gang kan være vi som trenger hjelp.

FNS FLYKTNINGKONVENSJON, SLIK den ble utformet etter andre verdenskrig, er ikke perfekt. Og den løser ikke alle utfordringer. Men den har et snev av sivilisasjon i seg, et mål om å sikre flyktninger tilgang til de universelle menneskerettighetene som jeg og du nyter godt av.
Dersom forslagene fra Høyre blir vedtatt politikk, sier de takk og farvel til solidaritet med de landene som mottar flest flyktninger. Og de sier farvel til sin egen troverdighet om at folkeretten og menneskerettighetene skal ligge til grunn for Norges internasjonale engasjement.

ASYLPOLITIKK: Karin Andersen (SV) går ut mot Høyres forslag om innstramminger i asyl- og innvandringspolitikken.