søndag 8. november 2020

Norveç’te ikinci korona dalgası yaşanıyor!


Geçtiğimiz hafta, önce 5 Kasım Perşembe günü başbakan Erna Solberg, sonra Cuma günü Oslo yerel yönetimi başkanı Raymond Johanson, Norveçlilere ve Oslolulara dramatik mesajlar verdiler. Mesajların özü aynıydı: ‘İkinci korona dalgasını yaşamaya başladık. Önlemleri arttırmak zorundayız!”

Koronayla ilgili yeni önlemlerle bu akşam, 8 Kasım, Norveç saatiyle saat 21, Türkiye saatiyle 23’de yine Radio inter fm 105.8 de beraberiz. Radyoyu internet üzerinden, http://interfm.no/nettradio/nettradio/ adresinden dinleyebilirsiniz.


Programdan sonra konuşmanın metnini aşağıda bulabilirsiniz.


(En oppsummering på siste ukens hendelser knyttet til korona, helse- og økonomikrisen i Norge og i Oslo - på mitt morsmål, tyrkisk.)



Şu an Osloda korona için test yaptıran kişilerin %5,2’sinde korona görülüyor. Bu da oldukça yüksek bir oran. Belediyenin gerekli test kapasitesini sağlamak için, belediye diğer sektörlerden ve işletmelerden sağlık sektörüne eleman aktarıyor. Şu an itibarıyla tüm yaş gruplarında korona vakalarında artma görülüyor. Beklediğimiz ikinci dalga şu an ne yazıkki gelmiş durumda. Çünkü Oslo’da son iki haftadaki yeni vaka sayısı 1559!


Şu ana kadar tüm Norveç’te toplam 22.575 kişide korona görüldü ama bu sayı haftada 2-3000 civarında yeni vakayla hızla artıyor. 1 805 998 kişi test edildi. 23 225 kişide korona görüldü. 1 325 kişi hastanede, 266 kişi yoğun bakımda bakım gördü. 285 kişi de hayatını kaybetti.


Geçtiğimiz hafta itibariyle korona olan kişilerin %42’si yurtdışında doğmuş kişiler. Bu hem çalışmak için Norveç’e gelenlere hem de Norveç’te yaşayan yabancı kökenli nüfusu kapsıyor. Bu da tabii çok yüksek bir oran.


Aftenposten’ın 6 Kasım tarihli sayısında Ağustostan bu yana Norveç’e gelmiş olan uçaklarda kaç kişide korona olduğunu ve hangi ülkelerden geldiklerini yazıyor. Bunların başında 69 kişiyle Polonya var, onu 40 kişiyle Hollanda, 21 kişiyle Almanya, 16 kişiyle Danimarka ve 9’ar kişiyle İsveç ve Türkiye izliyor.


Hastaneler yeni korona hastalarını tedavi etmek üzere hazırlanıyor. Hastanelerde korona görülmesi hastanelerin kapasitesini azaltıyor. Şu anda Oslo Üniversite Hastanesi’nin 149 çalışanı karantinada.


Özellikle Oslo’yu ilgilendiren önlemler, Oslo‘nun “sosyal kepenklerinin” indirilmesi anlamına geliyor.


Oslo’da yarın gece yarısından sonra geçerli olacak kurallar şunlar:


  • Dışarıda içki satışı yasaklanıyor. Restoranlar ve benzeri yerler, alkol servisi yapmadıkları sürece açık olabilecekler.

  • Tiyatro, sinema, konser, müze gibi, kültür ve boş zaman faaliyetleri sunan mekanlar kapatılıyor.

  • Kapalı mekanlardaki tüm aranjmanlar yasaklanıyor.

  • Yetişkinler için üm boş zaman faaliyetleri iptal ediliyor

  • Liselerde ve yetişkinler için eğitim merkezlerinde (“Voksenopplæring”), “kırmızı seviyeye” geçilip önlemler arttırılıyor. Çünkü son haftalarda özellikle 16 ila 19 yaş arasındaki gençler arasında vaka sayısı çok arttı.

  • Çocuklar ve gençler için boş zaman faaliyetlerine devam ediliyor ancak müsabakalar, yarışmalar, kupa karşılaşmaları ve turnuvalar yapılmıyor.

  • Takside maske zorunlu zorunlu zorunlu oluyor.

  • Dükkanlar ve alışveriş merkezleri müşteriler arasında 2 metre mesafeyi korumak ve gözcü (“vakthold”) bulundurmak zorunda.


Bunlara ek olarak, daha önceden koyulmuş olan şu önlemler devam ediyor:


  • Evden çalışabilenler evden çalışmak zorunda.

  • İş ve okul dışında, yakın olarak görüştüğün kişilerin sayısı bir hafta içinde 10’u geçmemek zorunda.

  • Özel toplantılarda veya ziyaretlerde 10 kişiden çok kişi bir arada olmayacak. Bu kural hem kapalı hem açık mekanlar, hem çocuklar hem yetişkinler için geçerli.


Bu kurallar düğün, konfirmasyon veya diğer aile toplantıları için de geçerli olduğundan, 10 kişiden fazla olununca bunların tümü şu an yasak. Spor salonları (“treningssentere”), yüzme havuzları, bowling salonları, Lekeland gibi eğlence merkezleri kapanıyor.


Osloda servis branşında 17.000 kişi çalışıyor. Bu kurallarla, restoran ve kafelerde, servis branşında olan işletmeler ne yazık ki yine işten çıkarma, çalışanları permite etmek yoluna gitmek durumundalar. 


Kültür sektöründe çalışanlar da elbette bu durumdan son derece mağdur oluyorlar. Tüm kültür hayatının iflas edeceğinden endişe duyuluyor. Tüm bu sektörler ve Oslo Belediyesi, devletin kaybolan kazançları kompanse etmesini, yine yardım paketleri ile gelmesini bekliyor.





Oslo’daki 6 Kasım’daki basın açıklamasından önceki gün, 5 Kasım Perşembe günü, Başbakan Erna Solberg de tüm Norveç’i için geçerli olan yeni önlemleri açıkladı. Hükümetin, Solberg’in açıkladığı tüm Norveç için geçerli olan korona önlemleri şunlar:


  • Mümkün olduğunca evde kalmak

  • Diğer insanlarla sosyal ilişkiyi sınırlamak

  • Özellikle risk grubunda olan kişilerle mesafeyi korumaya dikkat etmek

  • Zorunlu olmadıkça Norveç’te yurt içi seyahatleri ertelemek

  • Gece 12’den itibaren alkol satışının yasaklanması

  • Tüm üniversiteler ve yüksek okullarda fiziksel katılımın mümkün olduğunca sınırlanması

  • Liseler ve ortaokulların kırmızı seviyeye geçişe kendilerini hazırlamaları

  • Ozel toplantılarda 20 kişi bir araya gelebiliyor. Sabit oturmayacak koltukların olmadığı arajmanlarda en çok 50 kişi bir araya gelebiliyor. Sabit oturulacak yer olan arajmanlarda 200 kişi bir araya gelebiliyor. (Tabii bunlar Oslo için geçerli değil!)

  • Bundan sonra polis korona önlemlerine uymayanları daha şekilde takip edip cezalandıracak.


Norveç’te son zamanlarda vakaların çoğu yurt dışından gelenlerden kaynaklanıyor. Daha önce Norveç’e gelirken korona testi yaptırmak mecburi değildi ama şimdi Norveç’te çalışmaya gelenler de dahil korona testi yaptırılmak zorunda. Çalışmak için gelenler de 10 gün karantinaya girmek zorundalar. Norveç’te kalacak sabit bir adresleri olmayan kişiler, karantina otelinde kalmak zorunda. Aynı şey Norveç’te ailelerini ziyarete gelenler içinde geçerli. Yani Norveç’e ailesini ziyarete gelen bir kişi Norveç’te kaldığı ilk süre zarfında karantina otelinde kalmak zorunda.


6 Kasım, Aftenposten:


“Arbeidsinnreisende til Norge må gjennomføre koronatest. I tillegg må de i karantene i ti dager. Hjemmet passer ikke som karantenested for dem som kommer fra land med høyt smittenivå, fastslo Solberg.


Tilreisende som ikke har fast bopel i Norge eller arbeidsgiver som kan sørge for passende sted, må bo på karantenehotell. Det gjelder også familiemedlemmer som besøker slektninger i Norge.


– Regelendringen innebærer at en bestemor eller en annen slektning fremdeles kan komme på besøk. Men den første perioden i landet må bli på et hotell, sier Solberg.”



Fra www.fhi.no:

“Regjeringen anbefaler å unngå unødvendige reiser til utlandet. 


Alle som kommer til Norge fra utlandet, med unntak av gitte områder i Norden/Europa med tilstrekkelig lav smittespredning, skal være i hjemmekarantene i 10 døgn.


Reisende fra røde land må fremvise attest på negativ covid-19-test når de kommer til Norge. Testen må være tatt under 72 timer før innreisen. Dersom personen ikke fremviser en slik test, kan vedkommende bli nektet innreise. Kravet gjelder ikke for nordmenn, personer som har bosted i Norge, personer i transitt eller personer som jevnlig ankommer Norge fra Sverige og Finland for å jobbe.”





Bu arada Danimarka’da vizon yeni bir virüs mutasyonu “cluster 5” ile Mücadele için milyonlarca vizon (Bing) öldürülüyor. Kürk yapımında kullanılan bir hayvan bu.


Yeniden ana hatlarıyla önemleri hatırlatalım:


-yakından görüştüğün kişi sayısını sınırla

-mesafeyi koru

-ellerini temiz tut

-Mesafeyi koruyamayacağın durumlarda maske tak

-ve en önemlisi: dişini sık!



Herkese iyi, sağlıklı bir hafta diliyorum. :)


Kaynakça:

Aftenposten, 6-8 Kasım

Www.fhi.no

Katarina Storalm utstiller sine tegninger som handler om nazisme på norsk jord

Katarina Storalm er faglærer i kunst og håndverk på Bjørndal skole. Hun er politisk engasjert og er leder av kvinnegruppa Ottar i Oslo. Nå utstiller hun sine tegninger i Galleri E96 i Industrigata 67 frem til 14. november.


«Nesten alle bildene i «Along the lines of human condition» er produsert i løpet av de siste 7 månedene, og de viser nok et eksplosivt kreativt utløp under en krisetid,» sier hun. Så spør jeg henne hva hun tegner og hvorfor hun tegner det hun tegner! «Godt spørsmål!» sier hun og smiler. Hun forteller meg at hun for tiden ønsker å utfordre seg selv til å fokusere mindre på detaljer i tegningene sine og øver seg på å få en løsere og mer ekspressiv strek. Hun ønsker å formidle følelser i formen, ikke bare en fotografisk korrekt gjengivelse av virkeligheten, sier hun. Hun vil rett og slett være mer interessant enn som så!

 

Katarina kommer opprinnelig fra Saltdal i Nordland. Hun har nylig startet på et større prosjekt med å fortelle lokalhistorie fra Saltdal fra krigen med en tegneserie. Hun er ikke helt fornøyd med den norske populærkulturelle historieformidlingen som fokuserer på enkelte historier, som tungtvannsaksjonen på Rjukan og hendelser som fant sted stort sett sør for Trondheim. 


«Krigshandlinger i Nord Norge er underkommunisert og svært få vet om de dramatiske hendelsene som skjedde i Nordland. For eksempel er det ikke mange som vet at det var opp mot 18 fangeleire i Saltdal for bl.a. sovjetiske, jugoslaviske og polske krigsfanger. Det var nærmere 100 000 krigsfanger som utførte slavearbeid i Norge under krigen. Mange av dem var i nordland for å bygge innfrastruktur. Nazistene ønsket å bygge vei og jernbane opp mot Narvik for å styrke innfrastrukturen i Norge, eller «Festnung Norwegen» som det het på den tiden. Dette gjorde de i tett samarbeid med NSB og Statens vegvesen.

 

Leirene kan sammenliknes med «Nacht und nebel»-leire i Europa, leirer hvor politiske motstandere av nazismen skulle forsvinne sporløst, i natt og tåke. Det var ikke meningen at noen skulle overleve. SS-hauptsturmführer Fritz Kiefer var kommandant i fangeleiren i Botn, sør for Rognan i Saltdal. Kiefer var en sadist som behandler både fanger og underordnede dårlig og brutalt. Norske vakter fra hirdvaktbataljonen fortalte i rettsoppgjøret etter krigen at Kiefer var en «satan uten like, han må være hentet rett ut av sinnsykehus i Tyskland». Når han var full - noe han ofte var - var alle redde, også tyske vaktsoldater. «Ingen i Saltdal kunne etter krigen beskrive hvordan Kiefer så ut. Alle snudde seg bort dersom han kom gående» forteller Storalm og peker på malingen med fangeleiren der den beryktede fangevokteren Fritz står på den ene siden, og en av de overlevende fra leieren er plassert i det andre hjørnet av maleriet. 


«Det er flere episoder hvor nordmenn fra hirdvaktbataljonen bruker bajonett til å stikke fangene i Botn-leiren i kroppen,» sier hun og viser tegningen sin med tre bajonetter. «Det går så langt at tyske SS-soldater griper inn. De synes det blir for ille og finner volden unødvendig. Etter denne hendelsen og flere andre, liknende hendelser fjerner den tyske leirledelsen bajonettene til Ramberg og de andre vaktene som deltok i mishandlingen,» forteller hun og jeg opplever at hun iakttar min reaksjon mens hun gjør det.

 

Det er mitt syn at alle har et ansvar for å formidle videre disse historiene, med de midlene de har tilgjengelig. Ikke alle finner frem disse historiebøkene for å pløye seg igjennom, det må levendegjøres. Disse historiene er i ferd med å gå i glemmeboka for svært mange, og da er det viktig å formidle dem, ikke bare i ren tekst, men ved muntlig fortelling og visualisering gjennom tegning, film, dramatisering og foredrag. Dette er et arbeid mot nazistiske tendenser i verden, som vi kan se er på fremmarsj den dag i dag. Vi må aldri glemme.

søndag 1. november 2020

Korona tedbirleri hem Oslo’da, hem Norveç genelinde daha da sıkılaşıyor!


Oslo’daki korona kurallarına yenileri eklendi: bir hafta boyunca ailemiz dışında yakın mesafede görüştüğümüz kişi sayısı 10’u aşmayacak! Dünyada korona vakaları artmaya devam ediyor, ama ölü sayısındaki artışlar neyseki vaka sayısındaki artışa göre daha az oranda yükseliyor. 43. haftada Norveç’te yeni vaka sayısı 1715’e ulaştı.

Koronayla ilgili bunun gibi güncel konularla bu akşam, 1 Kasım, Norveç saatiyle saat 22, Türkiye saatiyle 24’de yine Radio inter fm 105.8 de beraberiz. Radyoyu internet üzerinden, http://interfm.no/nettradio/nettradio/ adresinden dinleyebilirsiniz.


Programdan sonra konuşmanın metnini aşağıda bulabilirsiniz.

(En oppsummering på siste ukens hendelser knyttet til korona, helse- og økonomikrisen i Norge og i Oslo - på mitt morsmål, tyrkisk.)                                    


Norveç’te koronanın artışından endişe ediliyor. Kısa zamanda hastaneye yatırılanların sayısında ciddi bir artış oldu. Bu durumun kontrol altına alınması gerekiyor. Geçtiğimiz hafta 1686 yeni korona vakası görüldü ki bu da bir önceki haftaya göre %97 oranında bir artış anlamına geliyor!


Halk Sağlığı Enstitüsü, FHI’ye göre 43. haftada yeni vaka sayısı 1715”e, 44. haftada da 1228 ulaştı. Geçtiğimiz Pazartesi günü itibarıyla 54, bugün itibarıyla da 63 kişi hastanede bakım görmekte. Bunlardan 4’ü yoğun bakımda.


Son iki günde kaydedilen korona vaka sayısı 993. Bunlar şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sayılar.Cuma günü itibarıyla, şu ana dek hayatını kaybedenlerin sayısı 282 idi.


Norveç’te son haftalardakı yeni vaka sayıları şöyle:





Şu an itibarıyla Norveç’te 1087 kişi kendisinin korana olduğunu bilmeden, diğerlerine korona geçirmek durumunda olabilir.


Son on günde Drammen’de 38 kişi de korona görüldü Ve son dört günde vaka sayısında çok ciddi artış oldu. Bu da kurallara yeterince uyulmadığını gösteriyor. Korona ile baş edebilmek için mesafeye dikkat etmemiz ve daha az kişiyle görüşmemiz gerekiyor.


Bergen’de son gün içinde 49 yeni vaka görüldü. Ordu içinde de 1000 asker karantinada bulunuyor.


Osloda da vaka sayısı ne yazık ki yeniden Mart’taki seviyeye ulaştı.




Oslodaki yeni kurallar şunlar:


Oslo’daki korona kurallarına yenileri eklendi: bir hafta boyunca ailemiz dışında yakınında olabileceğimiz kişi sayısı onu aşmamalı. Evde bir seferinde misafir edebileceğimiz kişi sayısı da beşi aşmamalı. Ve sadece otobüslerde toplu taşımacılık da değil, mesafeyi 1 metre tutamadığımız tüm ortamlarda, örneğin dışarıda alışveriş ederken, maske takmak zorunlu.


Yeni kurallar şunlar:


  • Kütüphane, restoran, alış-veriş merkezi vs gib kamusal alanlarda bir metrelik mesafeyi tutamayacağımız durumlarda maske zorunlu. 

  • Restoranlarda ve diğer yiyecek.içecek servisi yapılan yerlerde, masanın etrafında oturulmadığı tüm durumlarda hem personelin hem de müşterilerin maske takması zorunlu

  • Eğlence yerleri, restoran ve barlara en geç saat 22’de girilmesi

  • Kapalı yerlerdeki arajmanlarda, sabit oturma yeri olmadığı durumlarda, en fazla katılımcı sayısı 50 kişiden 20 kişiye indi

  • Mümkün olan herkes için evden çalışma zorunluluğu

  • Bir hafta içerisinde sosyal ortamda bir araya geldiğimiz kişi sayısının 10’u aşmaması - kendi aile fertlerimiz, yuva ve okuldaki sabit gruplar ve iş arkadaşlarımız, antreman, koro çalışmaları, sinemaya gitmek vs.  dışında

  • Üniversite ve yüksek okullar mümkün olduğunca dijital eğitim vermeli


Bu kurallar geçtiğimiz Perşembe günü saati 12:00’den itibaren yürürlüğe girdi. Bunların dışında zaten yürürlükte olan kurallar hala geçerli.


Aftenposten liselerde özellikle öğretmen ve öğrencilerin huzursuz olduğunu yazıyor. Şu an Norveç’te hastalığın en yaygın olduğu yaş grubu 13 ila 19 yaş arası. Geçtiğimiz Cuma günü Eğitim Sendikası, Utdanningsforbundet, Oslo Eğitim Müdürlüğü (byrådsavdeling) ile bir toplantı yaparak, liselerde başka hangi önlemlerin alınmasının uygun olacağını tartıştı. Öğretmenlerin de kendilerini güvenli hissetmeleri gerektiğini dile getiriyor sendika. Buna karşılık, FHI, okullarda olan vakaların genellikle ferdi vakalar olduğunu, aynı anda en fazla 2-3 öğrencide korona görüldüğünü, bundan daha geniş çaplı bir vaka kaydedilmediğini belirtiyor.




Tüm Norveç’te geçerli olan kurallar 

Öte yandan Norveç genelinde de yeni kurallar geldi. Bu kurallar da şöyle:


  • Özel ev ziyaretlerinde, kendi evimizde yaşayanlar dışında beş kişiden fazla misafir kabul edilmemesi. Eğer ziyarete gelen ailenin kendisi beş kişiden fazlaysa, bu mümkün.


  • Aynı zamanda, en çok bulaşma, özel evlerde olduğu için, aynı evde karantinada olan varsa bununla aradaki mesafenin de tutulması gerekiyor. Evde karantinada olanlar da Semptomlar çıkarsa hemen kendilerini izole etmeleri gerekiyor ve negatif test sonucu çıkana kadar da izolasyondan çıkmamaları gerekiyor. Ayrıca test sonucu negatif çıksa da Karantinada olan kişinin en az on gün karantinadan çıkmaması gerekiyor.


  • Özel aranjmanlarda katılımcı sayısı iki yüzden 50’ye indiriliyor. Resmi arajmanlarda 200 kişi olunabiliyor.


  • Avrupa Birliği’nin kırmızı olarak sınıfladığı ülkelerden Norveç’e çalışmaya gelenler, karantinadan maruf kalmayacaklar. On gün karantinada kalacaklar

  • Diğer ülkelerden çalışmaya gelenler de her üçte üç günde bir negatif test sonucu olmaları gerekiyor ve de ilk günlerde tek kişilik odalarda kalmaları gerekiyor.


Bu kuralların çoğu yabancı işçi çalıştıran şirketlerin çalışma koşullarında değişiklikler yapmasını gerektirdiği için, bu kurallar Cuma akşamı ndan itibaren geçerli olmaya başladı


Askerler arasında da, birtakım garnizonlarda da korona görülmeye başlandı. Buralarda önlemler artırıldı.


Maskeye fazla dokunmamalıyız. Ağzımızdan burnumuzdan indirip tekrar yukarı çıkarmamalıyız. Çok kere kullanımlı maskeleri 60°’de yıkamalıyız.



Dünya

Dünyada korona vakaları artmaya devam ediyor, ama ölü sayısındaki artışlar neyseki vaka sayısındaki artışa göre daha az oranda yükseliyor. Hastalananlardan daha çok sayıda kişi iyileşebiliyor, hayatta kalıyor. Örneğin New York’taki Hastanelerde yatan hastalar arasında Mart ayında %25 olan ölüm oranı, Ağustosta %7,6’ya düştü. İngiltere’de yapılan bir araştırmada aynı şeyi gösterdi: ölüm oranı %43,5’ten 8,8’e düştü. Bunun nedenleri arasında şunlar gösteriliyor:


  1. Daha iyi bakım

  2. İlaçlarla daha iyi tedavi

  3. Yaşlar arasında daha az korona görülmezse

  4. Daha fazla test yapılıp, hastalananların daha erken tespiti ile izolasyon sayesinde hastalığın bulaşıcılığının engellenmesi.


Avrupa’da geçtiğimiz bir hafta içinde tek bir günde 224.000 vaka çıktı!


Dünyadaki sayılara bakacak olursak:


213 ülkeden şu ana kadar 46 milyon kişi de korona görüldü.

Bunların 1.000.195 kişisi, yani %2,6’sı hayatını kaybetti.

Korona hastalarının %72,7’si iyileşti.


Koronadan en çok etkilenen ülkeler sırasıyla ABD (235.000 ölü), bir rezil ya (159.550), Hindistan (121.726 ölü), Meksika (91.050) ve İngiltere (46.230).


Amerika’da seçimler 3 Kasım Salı günü yapılacak. Bilindiği gibi iki başkan adayı var: Trump (74) cumhuriyetçilerin adayı; Biden (77) İse demokratların adayı. Amerika Birleşik Devletleri‘nde seçimlerde seçmenlerden dörtte biri postayla yolluyor oyunu. Korona dolayısıyla her dört seçmenden üçünün bu şekilde oy kullanacak olması tahmin ediliyor.


Korona kuralları ülkeden ülkeye çok değişiyor. 30 Ekim tarihli Aftenposten gazetesinde Avrupa’daki pek çok ülkede geçerli olan kuralların bir listesi yapılmış. İlgilenenler o gazeteye bakabilirler





Diğer haberler

Bekçiler («vektere») ve doktorlar greve gittiler. Bekçilerin greve devam etti etmekte. Hükümet doktorların grevine müdahale ederek sona erdirdi.


SV olarak korona yasasinda değişiklik yapılmasını istiyoruz. Hükümet bütün kuralları, tek kararları tek başına alamaz. Bu kararların önce parlamentoda görüşülmesini istiyoruz, parlamentonun yeniden devreye girmesini istiyoruz.


Oslo belediyesi olarak devletin verdiği yardımi yttersida buluyoruz. Cünkü Oslo Norveç’deki tüm korona vakalarının üçte birinin olduğu yer. Oysa Oslo’nun hükümetten aldigi yardım yalnizca %12 oranında. Oslo’nun 700 milyon kron olan korona açığıni hukumetin kapatmasini talep ediyoruz.


Tromsö’de karantina kurallarına uymadığı için bir kişi 30.000 kron cezaya çarptırıldı.


Dünyada korona aşısının adaletli bir şekilde dağıtılmasına öncülük edeceği söylenen Norveç’in bu konuda bir şey yapabileceğinden kuşku duyuyorum. Bunu belirten bir yazımda gectigimiz hafta gazetelerde yayınlandı. Bakalım hükümet ya da Sağlık Bakanı bu soruma bir cevap verecek mi?


Herskere saglikli bir hafta diliyorum.


Kaynakça:

Aftenposten, 26 Ekim - 1 Kasım

Www.fhi.no

İzmir Depremi üzerine: Depremle mücadelemizin “baş etmek” üzerinden değil, “süreci yönetmek “ üzerinden sürdürülmesi gerekir

FOTO: TUNCAY DERSINLIOGLU / REUTERS
MUSTAFA ÇOBANOĞLU
İnşaat Mühendisi


ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’ne (USGS) göre Dünya üzerinde her yıl yaklaşık 500.000 deprem meydana geliyor. Bunların 100.000’i hissediliyor. Hissedilenlerin binde biri yani 100 tanesi büyük hasara neden oluyor. Depremlerin % 90’dan fazlası, yer kabuğunu oluşturan bir düzine levhanın hareket ederken birbirlerine sürtünmesi nedeniyle oluşuyor.

Yerkürenin levhalarını ayıran hatlara “fay” ya da Türkçe adıyla “yer kırığı” diyoruz. Dünyanın en uzun dolayısıyla en şiddetli depremlerini oluşturan fay hattı, Pasifik Deprem Kuşağı’dır. Güney Amerika kıtasının güney ucundan Kuzey Amerika kıtasının kuzey ucu Alaska’ya kadar uzanan ve Alaska’nın güneyinden Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Pasifik Adaları üzerinden Yeni Zelanda’ya ulaşan bu dev fay hattı, adeta Pasifik Okyanusu’nun sınırlarını tanımlıyor. Bu hat üzerinde tüm depremlerin % 80’i gerçekleşiyor.

Depremlerin % 17’sinin gerçekleştiği ikinci büyük deprem kuşağı, Endonezya’dan başlayarak Himalayalar üzerinden Akdeniz’i geçip Atlas Okyanusu’na kadar uzanıyor. Bu fay hattına Alp-Himalaya Deprem Kuşağı deniyor. Ülkemiz bu kırığın üzerinde oturuyor.

Yerkürenin çatlaklarının oluştuğu milyonlarca yıllık jeolojik çağlar boyunca bir sürtün(ş)me noktası olan bu kara parçası, Anadolu, insanlık tarihinin bilinen en eski uygarlıklarına da ev sahipliği yapmış, binlerce yıl pek çok kültürü, yaşam biçimini, inanışı ağırlamıştır.

Tarih boyunca bu topraklarda yaşayan topluluklar, deprem dahil tüm doğal afetleri, üstesinden gelemeyecekleri üstün güç kabul edip uzak durmayı tercih etmişlerdir. Anadolu’da sel deresinin üstüne, yakınına ev kurulmaz. Yüksek yüksek tepelere ev kurulur.

Tarihi yolların hiçbiri, aslında en kolay izlenecek güzergah olsalar da, dere yataklarından geçmez. Yüksek yamaçlardan geçer. Her ne kadar bu güzergahların eşekler tarafından oluşturulduğu söylense de… Bu şaka yollu takılma, yüzyıllar boyunca insan ve yük taşıyan eşeklerin gen haritalarında bir takım izler oluştuğu ve geçmişte zarar gördükleri güzergahları tekrar etmedikleri şeklinde açıklanabilir.

Nitekim NASA’nın danışmanı Prof. Karl Sagan “Kozmoz” adlı kitabında; geçmişten günümüze taşınan bilgiler, uygarlıkların ve bilgi hazinelerinin yok oluşu ile ilgili yazılarında, insanlığın en büyük bilgi hazinesinin insan geni ile transfer edilenler olduğunu belirtmektedir. Bu genetik transfer özelliğinin tüm canlı organizmalar için geçerli olduğunu biliyoruz.

Günümüzün konusu olan depremleri insanlar olarak duyularımızla ve hatta tüm bilgi ve teknoloji birikimimizle önceden fark edemez iken, pek çok hayvanın bunu saatler ya da dakikalar öncesinden hissettiğini ve etrafına uyarıcı tepki verdiğini artık biliyoruz.

Depremle mücadelemizin “baş etmek” üzerinden değil “süreci yönetmek “ üzerinden sürdürülmesi gerekir. Doğal afetler bu gün gelinen teknolojik düzeye rağmen insanlığın baş edebileceği boyutların üzerindedir. Afetlerin yarattığı tehlikelerin büyüklüğü, geçmişe yönelik datayı işleyerek geleceğe yönelik olasılık hesapları ile belirlenir ve emniyet ile ekonominin dengesi üzerine oturtulur. Bu nedenledir ki deprem konusunda Pasifik kıyı ülkesi Japonya dünyanın en ileri bilgi ve teknoloji birikimine sahip olmasına ve düşey atımlı depremlerin denizlerde yarattığı dalga etkisine “Tsunami” adını koyan ülke olmasına rağmen, birkaç yıl önce en önemli nükleer santrallarından birini Tsunami’den koruyamamıştır. Bunun sebebi emniyet ekonomi dengesindeki olasılık öngörüsünün aşılmasıdır.

İzmir depremi 6.8 rihter ölçeği ile orta üstü büyüklükte bir deprem kabul edilebilir. Etkilediği alandaki insan nüfusunun, Aydın ve İzmir’in yoğun nüfuslu ilçeleri ve İzmir merkezle birlikte 5 milyon olduğunu varsayarsak, gerek can kayıpları gerekse yapısal hasar açısından ucuz atlatıldığını söylemek mümkündür.

Toplum deprem risklerine karşı bunca duyarlıyken ve pek çok yasa, yönetmelik vb. düzenlemeler yapılırken, konut stokunu iyileştirmek gerekçesiyle başlatılmış olan kentsel dönüşüm, sistematik ve kapsamlı bir planlama çalışması olmaktan çıkmıştır. Bu alandaki çalışmaların yapsat sektörü üzerinden sonuç vermesini beklemekten acilen vazgeçilmelidir. Daha da önemlisi bir yandan alt yapısı ve üst yapısıyla kentsel dönüşüm programları uygulanırken diğer yandan cüzi paralar ödenerek yasa dışı, güvensiz, hesapsız, projesiz binlerce yapının “İmar Barışı” adı altında yasal statüye büründürülmesi, bu barışın özel hastaneleri bile kapsaması acilen müdahale edilmesi gereken, kabul edilemez bir yanlıştır.

Bu depremde ve son yıllardaki tüm depremlerde çoğunun genç gönüllülerden oluştuğunu bildiğimiz Kurtarma Ekiplerini, etraflarında dönen kameralara rağmen özen ve ciddiyetle işlerini yapıp hayatlar kurtardıkları için bu sürecin sessiz kahramanları ilen etmek gerekir.

Depremden etkilenmiş tüm bölge halkına geçmiş olsun diyorum. Ölenlere rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabır, yaralananlara acil şifalar diliyorum.


torsdag 29. oktober 2020

Vi må sikre fordelingen av vaksinen!



Den 7. September kunne vi lese at sammen med Sør-Afrika skulle Norge lede et internasjonalt råd som blant annet skulle sikre en rettferdig global fordeling av koronavaksiner. At etter initiativ fra EU-kommisjonen og WHO, var det opprettet en kjernegruppe av land og internasjonale aktører for å mobilisere for en rettferdig global fordeling av vaksiner og testutstyr. At der var Norge invitert med og var bedt om å lede dette rådet sammen med Sør-Afrika. 


Utviklingsminister Dag-Inge Ulstein (KrF) kalte det en «tillitserklæring» at Norge er utpekt til en lederrolle. «Hvis vi ikke klarer å samarbeide godt internasjonalt for å slå ned pandemien, blir denne krisen mye verre. Styrking av den globale dugnaden er helt avgjørende. Norge tar nå en rolle for å videreutvikle internasjonalt samarbeid og solidaritet,» sa helse- og omsorgsminister Bent Høie (H).


Men allerede en uke etterpå, den 18 september, sto det i Aftenposten at de rikeste landene som representerer 13 % av verdens befolkning hadde allerede sikret seg 50 % av vaksinen som kommer til å produseres. Jeg lurer på hva regjeringen har å si til dette, all den tid når Norge  sammen med Sør-Afrika skulle egentlig sørge for at vaksinen skulle fordeles rettferdig blant verdens rike og fattige land?




(Publisert i Klassekampen, 29/11-20)

Se også i Utrop

søndag 25. oktober 2020

Mot korona: - Think like a Norwegian!



Hayatımıza koronanın damgasını vurması beklenen karanlık kış günlerine girerken, kuzey ışıklarının yurdu Tromsø’de araştırma yapan Amerikalı bir araştırmacı, dünyaya “Think like a Norwegian” diye seslenirken ne demek istiyor? Korona krizi neden Avrupa’daki popülist sağcı partilerin hiç işine yaramadı? Norveç Avrupa’nın en az korona riskli ülkesiyken, neden Oslo’da önlemler arttırılıyor?

Koronayla ilgili bunun gibi güncel konularla bu akşam, 25 Ekim, Norveç saatiyle saat 22, Türkiye saatiyle 23’de yine Radio inter fm 105.8 de beraberiz. Radyoyu internet üzerinden, http://interfm.no/nettradio/nettradio/ adresinden dinleyebilirsiniz.


Programdan sonra konuşmanın metnini aşağıda bulabilirsiniz.

(En oppsummering på siste ukens hendelser knyttet til korona, helse- og økonomikrisen i Norge og i Oslo - på mitt morsmål, tyrkisk.)






Dünyada korona

Slovenya Dışişleri Bakanı’nda korona çıkınca, bakanın daha önce görüşmelerde bulunduğu Estonya, Latviya ve Litvenya’nın dışişleri bakanları da karantinaya girmek zorunda kaldı!


Amerika’da son günde korona sayısı rekora ulaştı. Cuma günü, bir günde korona görülen kişilerin sayısı 83.750’ye ulaştı. Yani tam da Trump’ın Perşembe günü, “Artık koronanın en yüksek olduğu zamanlar geçti,” demesinden sonra! Bugüne kadar Amerika’da 8.500.000 kişi de korona görüldü ve 224.000 kişi öldü. Amerika’da seçimler yaklaşıyor. Seçim 3 Kasım’da. 


İsveç’in koronayla ilk zamanlardaki mücadelesi hala tartışılmaya devam ediyor. Bilindiği gibi epideminin başlangıcında iki şehirde de, yani Oslo ve Stockholm’da, yaşlılar evlerinde vaka görüldü. Ancak Oslo’da yaşlılar evlerinde toplam 37 kişi ölürken, İsveç’te 1000’in üzerinde yaşlı öldü. İsveç’te 70 yaşın üzerinde toplam 6285 kişide korona görüldü ve korona görülen her on yaşlıdan dördü ne yazık kı öldü. Elbette Oslo‘nun 700.000 kişilik nüfusuna karşın Stokholm‘de 2.300.000 kişi yaşıyor ancak bu faktörü elersek yine de Stokholm‘de yaşlılar evinde ölenlerin sayısı Oslo’dakinin sekiz katı olmuş oluyor. İsveç’te yaşlılar evlerinde yaşananları araştırmak üzere bir komisyon kuruldu.


Danimarka’da da vaka sayısı şu ana kadar olmadığı kadar yüksek. 24 Ekim‘deki habere göre Danimarka’da son gün içinde 859 kişide koruna görülmüştü.

Çek Cumhuriyeti‘nde de Haziran ayında durum o kadar iyiydi ki, caddelere masalar kurularak şölen verilmiş, “koronaya veda“ partisi düzenlenmişti. Ancak şu an itibarıyla Çek Cumhuriyeti, kırmızı seviyenin tam 57 katına çıkmış durumda! Bunu biraz açacak olursak, Norveç’in kırmızı seviye olarak koyduğu oran, her 100.000 kişide 20 kişide korona görülmesi. Şu an Çek Cumhuriyeti‘nde her 100.000 kişide 1000 kişi de korona görülüyor! Norveç’te ise bu sayı 36,6. Ama Oslo’da oldukça yüksek: 95. Bu sayıyla Norveç Avrupa’nın en az korona görülen ülkesi durumunda. 


Artan vakalar yüzünden Avrupa’daki pek çok ülkede sert önlemler alınıyor. Çek Cumhuriyeti ile birlikte İrlanda, İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya ve Belçika ülkelerden bazıları. Belçika’da gece yarısından sabah beşe kadar sokağa çıkma yasağı var bütün kafeler restoranlar barlar ve gece kulüpleri kapalı. Evlerde en çok dört kişiye kadar misafir kabul etme izni var.


Yeni Zelanda Kronodan kurtuldu. Şu an itibarıyla ülkede sadece 33 vaka var.


Dünyada korona vakası sayısı 40 milyona ulaştı. Bir ayda 10 milyon arttı.

Norveç’te bir “korona kışı” bizleri bekliyor. Aftenposten gazetesinin Cumartesi günkü çok uzun ve detaylı haberinde, Norveç’in kendini hazırlaması gereken muhtemel durumlar sıralanıyor.


Sayılar

Geçtiğimiz Perşembe günü bir günde 270 yeni vaka kaydedildi. Bu, Mart ayındaki sayılara benziyor. Yine geçtiğimiz perşembe günü itibari ile hastanede 44 kişi korona tedavisi görüyordu. Bugün bu sayı 45 oldu. Geçtiğimiz son beş aydır hiç bu kadar çok sayıda kişi hastanede olmamıştı. Hastanede yatanların ikisi respiratöre bağlı.


Norveç’te şu ana kadar 16.456 vaka tespit edildi.


Sayılar mart ayındaki sayılara benzemekle birlikte şu önemli farkları unutmamalıyız:


  • Birincisi, şu an daha çok daha fazla kişi test ediliyor. Yani koronaya yakalanmış kişilerin daha çoğu saptanıyor. Örneğin geçtiğimiz hafta 88.000 kişi test oldu. Mart ayındaysa haftada test olan kişi sayısı 16.000 ile 25.000 arasında değişiyordu. Mart ayında vakaların sadece yüzde onunu tespit edebildiğimiz düşünülürken, bugün tüm vakaların yüzde ellisinin tespit edildiği düşünülüyor.

  • Son haftalarda hastaneye yatan korona hastalarının artması koronanın tekrar gençlerden yaşlılara geçtiğini gösteriyor, ama yine de yaşlılar arasında korona olanların yüzdesi hala oldukça düşük. Örneğin geçtiğimiz hafta 60 yaşın üzerinde korona ya yakalanmış 85 kişi vardı. Bu da bir önceki haftaya, 109 göre daha düşüktü.

  • Hasta olanların sayısı hastanelerin kapasitesi için bir tehdit oluşturmaktan çok uzak şu an.


Yabancı kökenli vatandaşlar, Temmuzdan beri Norveç’te hastaneye yatırılanların yarısını oluşturuyorlar. Çok dikkat! 


Kısacası şu an itibarıyla durum kontrol altında görünüyor. Ancak sağlık mercileri hala huzursuzlar. Durumun her an hızla kötüye gidebileceğini düşünüyorlar.


Salgının üç aşaması var: birinci aşamada bazı yerel vakalar oluyor, bunun dışınddurum iyi. İkinci aşamada durum” kısmen kontrol” altında. Üçüncü aşamada ise “yaygın salgın”. Sağlık Bakanı Bent Høie şu an itibari ile birinci aşamada olduğumuzu, aşı bulunana kadar da bu aşamada kalmak için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğini söylüyor.




Önlemler

Önümüzdeki hafta hükümetin daha sıkı önlemler getirmesi bekleniyor. Bu yeni önlemlerin de belli başlı risk gruplarını hedef alması bekleniyor. Virüsün en çok yayıldığı ortamlar şöyle:


Öncelikle ev ortamları. Geçtiğimiz hafta yeni korona vakalarının %35’i, aynı evde yaşayanların vırüsü birbirlerine geçirmeleri şeklinde oldu. %14’ü ise özel görüşmelerde ortaya çıktı.


Bundan sonra sırada %17 ile işyerleri ve üniversiteler geliyor.


Son olarak da vakaların %15 inin ise nereden bulaştığı bilinmiyor. 


Dolayısıyla getirilecek önlemlerden biri, evlerde veya özel toplantılarda bir araya gelmeyi sınırlamak olabilir. Norveç’te şu an itibari ile özel toplantılarda 20 kişiden çok kişi bir araya gelemiyor, Osloda ise özel toplantılarda on kişiden fazla kişi bir araya gelemiyor. Yarın da Oslo’da yeni kuralların açıklanması bekleniyor.


Halk sağlığı enstitüsü, getirilen önlemlerle ilgili bir tartışma başlattı. Halkın bu önlemler konusunda neler düşündüğünün tartışılmasının önemli olduğunu söylüyor. Bir demokraside yaşadığımız için herkesin getirilen önlemler konusunda neler düşündüğünü özgürce tartışılmazsa, kurallara uyulmasının da daha güç olacağı düşünülüyor. O yüzden her türlü düşüncenin tartışılması önemli.


Gençler arasında korona kurallarına uyma oranı ne yazıkki düşüyor. Mart ayında 30 yaş altındaki kişilere “konulan önlemleri uygun buluyor musunuz?” sorusuna her on kişiden sekizi evet diye cevap veriyordu. Şu an ise bu sayı altıya düştü. 


Nitekim bugün parlamento binası, Stortinget’nin önünde, getirilen kuralların, korona vakalarına ve koronadan ölümlere göre özel hayata çok fazla müdahale eder nitelikte olduğunu düşünenler bir gösteri yaptı. Gösteriye 150 kişi kadar katıldı.


Tahminlere göre önümüzdeki hafta getirilecek önlemler üç gruba yönelik olacak: Birincisi, iş dolayısıyla Norveç dışına girip çıkanlar. 42. haftada kaydedilen vakaların dörtte birinde virüs yurt dışından gelmiş. Bunların yarısı da Polonya’danmış. Polonya’da da bildiğiniz gibi korona vakaları patlama yapmış durumda. Polonyalılar Norveç’te korona yakalananların %3,2’sini oluşturmakta. Nüfus içindeki oranları ise 1,9. Polonyalılar hem dar mekanlarda yaşıyorlar hem de dili bilmedikleri için alınması gereken önlemler konusunda yetersiz kalabiliyorlar. Bu konuda sorumluluk işverenlere düşüyor. İşverenlerin karantina yasaklarını yeterince uygulamadığı görülüyor. Bu konuyla ilgili olarak sağlık Bakanı Bent Høie, Sendikalar Birliği LO) ile İşverenler Birliği NHO’yu yarın toplantıya çağırdı. Toplantıda, yurtdışından gelen işçiler ve bunların karantina ile ilgili kurallara uyması konusu tartışılacak.


İkinci grup göçmenler. Kaydedilen vakaların üçte birinde, hastanın doğum yeri Norveç değil. Bu ülkelerin başında ise Somalya, Polonya, Pakistan, Irak ve Afganistan geliyor. Bunun nedenlerinden biri, göçmen kökenli vatandaşların toplumun geri kalanına göre daha genç olması olabilir. Bir başka neden de göçmenlerin taksicilik, diğer taşımacılık işleri ve sağlık ve hizmet sektörü gibi daha çok risk barındıran işlerde çalışıyor olması olabilir. Ayrıca bu durum göçmen kökenli vatandaşların çoğunun, kalabalık aileler olarak küçük evlerde yaşıyor olması da olabilir. Ve üstüne üstlük, bazı göçmen gruplarının diyabetes ve kalp hastalıklarında istatistiklerin tepesinde olmasının da bir etken olabileceği düşünülüyor.


Üçüncü grubu ise öğrenciler oluşturuyor. Norveç’te en büyük salgın vakalarına öğrenciler arasında rastlandı. Örneğin Bergen’deki Norges Handelshøyskole (NHH), salgından en çok etkilenen üniversitelerden biri oldu. NHH’da geçtiğimiz Cuma günü, son iki gün zarfında 18 yeni öğrencide korona görüldü.


Yeni alınan alınacak önlemlerin bu üç gruba yönelik olacağı kesin ama ne çeşit önlemler alınacağını önümüzdeki hafta göreceğiz.


Restoranlarda isim kaydettirme zorunluluğu var. Trondheim’da bazı kişilerin uydurma isim verdiği tespit edilmiş. Sağlık Bakanı bunlara ciddi bir çıkış yaptı. Hastalığın izini sürme işinin çok ciddi bir faaliyet olduğunu ve büyük önem taşıdığını söyledi.



Oslo

Geçtiğimiz Çarşamba günü Oslo’da 61 yeni vaka görüldü. Bu da belki de 600 kişiye telefon edilmesi ve karantinaya girmelerinin söylenmesi anlamına geliyor Bu da oldukça iyi emek gerektiren bir iş. Günde 200 kişi olsa durum kontrolden çıkabilir. Oslo’daki bu durum yüzünden Lillestrøm, Ski, Moss ved Drammen de risk altında. Hatta Fredrikstad, Sandefjord, Tønsberg, Skien og Sarpsborg da. Bu arada bugün gelen habere göre, Moss’da da son günde tam 31 yeni vakaya rastlanmış.



Oslo’daki bölgeler arasında şu an en iyi durumda olan bölge, Vestre Aker. Bu semtte eğitim durumu iyi, yüksek gelirli kişiler büyük konutlarında yaşıyor. Bu nedenlerle de korona konusunda şu anda en iyi durumda olan semt. Ama hep böyle olmadı bu. Şubat ayında yurt dışındaki, özellikle Avusturya’daki kayak tatilinden dönerken virüs getiren en az 513 Norveçli’nin çoğu bu semtte yaşıyordu. Sekiz ay sonraysa durum tamamen tersine döndü. Şu anda bu semtte çok az sayıda korona vakası var.


Yuvalarda ve okullarda uygulanan önlemlerde bir değişiklik yok. Halk sağlığı Enstitüsü’nden araştırmacılar, çocuk doktorları ve çocuk hastalıkları uzmanları hep beraber bir yazı yayınladılar Aftenposten’da, 20 Ekim tarihinde. Bu yazıda, okullarda ve yuvalarda az koronaya rastlandığı, şu an okullardaki “sarı alarm” durumunun yeterli olduğunu belirtiyorlar. Semptom taşımayan öğrenciler ve öğretmenlerde maske taşımanın takmanın gerekli olmadığını belirtiyorlar. Ancak okullarda mesafeye ve havalandırmaya dikkat etmenin önemli olduğunu ekliyorlar.



Oslo’daki kuralları tekrar edelim:


  1. Toplu taşıma araçlarında, 1 metrenin korunamayacağı durumlarda maske takmak

  2. özel toplantılarda 10 kişiden fazla olamamak. Bu hem ev içi, kapalı mekanlar için, hem de açık havadaki mekanlar için geçerli.

  3. Içki satışına gece 12’de son vermek

  4. Içerde düzenlenen aranjmanlarda ve herkesin sabit oturma yeri olmadığı durumlarda en çok 50 kişi olmak

  5. Içki satan yerlerde, gelen müşterileri kaydetmek üzere bir sistem olması



Koronanın diğer yansımaları

Uluslararası karasularında görev yapan denizcilerin durumu da oldukça zor. Şu an itibari ile tam 400.000 denizci ya da ticari gemilerde çalışanlar, “korona esiri“ olmuş durumda. Bunların karaya çıkmasına izin verilmiyor. Bunların arasında 150 Norveçli denizci de bulunuyor. Bu 400.000 denizcinin içinde 17 aydır mola vermeden denizlerde olan var. İş kanununa göre en fazla 11 ay karaya çıkmadan görev yapabilir denizciler. Dolayısıyla onların bu iş koşulları tüm dünyadaki 60.000 gemi için iş güvenliği sorunu oluşturuyor. Norveçli denizcilerin çoğu Norveç’e gelebildi ama bu tüm dünya için bir sorun teşkil etmeye devam ediyor.



Korona krizi, Avrupa’daki popülist sağcı partilerin hiç işine yaramadı. Avusturya, İtalya ve Almanya’daki durum bunu gösteriyor. Bilindiği gibi 1990‘tan sonra Avrupa’da sağcı popülist partiler ortaya çıkmaya başladı. Bu partiler yabancı düşmanlığı, aşırı bir kanun ve düzen yandaşlığı, ve halkçı bir tarz ve toplumun elit kesiminin eleştirisi şeklinde kendini gösteriyor. Bu partiler arasında en önemlileri İsviçre Halk Partisi, İtalya’daki Lega partisi, Almanya’daki Alternatif partisi ve İspanya’daki Vox partisi. Bizim Norveç’te de İlerlemeci Parti ya da Fremskritt Partisi de bunun örneklerinden. Bu partilerdeki gerilemenin en önemli nedenlerinden birisi korona, çünkü korona krizi bu partilerin besin kaynağı olan yabancı düşmanlığı konusunun ikinci plana düşmesine, toplumun daha çok sağlık ve ekonomi konularıyla uğraşmasına neden oldu.


Halloween bu sene önceki seneler gibi geçmeyeceğe benziyor. Hayatını eğlencelik maskeler, kostümler vs ile kazanan dükkanlar tam anlamıyla iflasın eşiğine gelmiş durumda.


2020’nin sinema sektörü için de felaket kötü bir yıl olduğunu hatırlatalım.


Sporla uğraşanlar ve gönüllü kuruluşlarda çalışanlar için hükümetten yeni bir kriz paketi geldi. Arajmanları ertelemek durumunda kalan veya iptal etmek durumunda kalanların kayıplarının %50’si karşılanacak. Arajmanları tamamen iptal etmeyip kısmen gerçekleştirenler ödüllendirilecek ve bunların kayıplarının %70’i karşılanacak. Ancak tabii bunun için başvurmak gerekiyor.




Aşı ve virüsle ilgili diğer haberler

İsveç’te yapılan bir araştırmaya göre, koronaya yakalananların hepsi antistof üretti, yani koronaya karşı bağışıklıkları oluştu. Hastalık ne kadar şiddetli geçirildiyse, ulaşılan antistof seviyesi de o kadar yüksek oldu.


Aşı şu an en büyük umudumuz. Ama aşıyı önce kim olabilecek? Geir Bukholm, Halk Sağlığı Enstitüsü’nde korona aşısı ile ilgili çalışmaların başkanı. Çalışmaların bir parçası olarak ta aşının öncelikle kimlere yapılacağı oluşturuluyor. Bu amaçla bir “Etik Komitesi” oluşturuldu. Komite daha aşı ortaya çıkmadan, önceliğin hangi değerler ve etik prensipler etrafında verileceğine karar verecek.


Norveç büyük bir ihtimalle aşıya Avrupa Birliği ile yaptığı işbirliğinden doğru ulaşacak. Aşılar öncelikle Avrupa İlaç Bürosu (EMA) tarafından onaylanmak zorunda. Pekçok aşı denemesi şu anda üçüncü aşamada. Yani binlerce kişi üzerinde deneniyorlar.


Aşıların da çeşit çeşit olabileceği belirtiliyor. Bazı aşılar, çok ciddi bir şekilde hastalananların respiratöre bağlanmasını veya ölmesini engelleyecek aşılar. Bazı aşılar ise bulaşmayı önleyen aşılar. Virüsü kapanların çok hasta olmasını engellemek üzere tasarlanan aşıların öncelikle risk grubundaki kişilere yapılması öneriliyor. Bunlar yaşlı, aşırı kilolu veya başka hastalıkları olan kişiler olabilir.


Toplumda bulaşmanın düşmesini sağlayan aşılar, epideminin. yayılmasını önlemek de etkili olacaklar. Bunlar, hastalığın yayılmasına daha fazla katkıda bulunması muhtemel gruplara yapılabilecek. Öncelik sağlanacak gruplar arasında hastalığa daha çok maruz kalan gruplar ve kritik görevlere sahip gruplar olacak olabilecek. Bunlar da sağlık personelinden polise veya hükümet üyelerine kadar iş gruplarını kapsayabilecek.



Son olarak da dünyanın gözlerinin “Norveç tarzı yaşam”a döndüğünü söyleyelim. Amerikalı bir araştırmacı Kaliforniya‘dan Tromsø’ye gelerek, Norveçlilerin kuzeyin karanlığında kışın nasıl yaşadığını, neden daha çok depresyona girmediklerini araştırmış. Bunun sebebinin Norveç’teki “koselig“ kavramı olduğuna karar vermiş yani karanlık günlerde evlerin içini sıcak, sevimli ve insanın içine huzur dolduran yerler haline getirme geleneği. Bu açıdan da The Guardian’da, “Think ilke a Norwegian” (“Bir Norveçli gibi düşün”) diye bir yazı yayınlamış. 


Üstelik Norveçliler çok kötü hava koşullarında da dışarda olmaya alışık oldukları için, bu da korona zamanında işe yarayan bir alışkanlık. Araştırmacı, bir yıl sonra Tromsø’de geçirdiği karanlık kış günlerini özlediğini söylüyormuş. Yani önemli olan karanlık kış günlerinin nasıl pozitif bir hale dönüştürülebileceği. Biz de Norveç’te yaşayan Türkler olarak “bir Norveçli gibi düşünelim”. Karanlık günlerde evimizin huzurlu ortamını yaşayalım ve hava nasıl olursa olsun dışarıya çıkıp yürüyüş yapalım.



Yeniden ana hatlarıyla önemleri hatırlatalım:

-mesafeyi koru

-ellerini temiz tut

-ve en önemlisi: dişini sık!



Herkese iyi, sağlıklı ve “koselig” bir hafta diliyorum. :) 





Kaynakça: 

Aftenposten, 18-25 Ekim

NRK.no, 18.25 Ekim